Nerede/nasıl çalıştığının ne önemi var?

28 Eylül Salı ´10
Dikkat: Bu yazının yazılma tarihinin üzerinden en az 60 gün geçmiş. İçerisindeki bilgiler güncelliğini yitirmiş olabilir. Yorumları ve güncellemeleri göz önünde bulundurarak yazıyı takip ediniz.
Yaptığınız işte sizi kısmen doyuracak kadar tecrübe edindiğiniz zaman; nerede, kime, ne için çalıştığınızın önemi ortadan kalkıyor. Artık sizi tatmin edecek şey;
  • yaptığınız şeyi ne kadar doğru
  • veya ne kadar keyifle yaptığınız,
  • ortaya ne çıkardığınız
  • neyi çözdünüz
gibi daha sofistike şeyler olmaya başlıyor.

Nasıllar ortadan kalkmaya başladığı zaman, yani yaptığınız şeyde sonuca nasıl ulaşıldığıyla ilgili sorunlarla yeterince başa çıkmayı başardıktan sonra geriye ne kadar zamanda ne ortaya çıkardığınız birşeyler anlam ifade etmeye başlıyor. Aslında bu konu yine bir önceki yazıdaki zamansız iş çıkarmak konusuyla bağlanıyor.

Yani yaptığınız işi ne kadar sürede yapıyorsunuz? Hızlı mısınız veya bu süreçte ne kadar optimistsiniz. Hepsi bir denge kurabilmekten geçiyor. Unutmayın hiçbir zaman yapacağınız iş sınırsız zaman ile yapılmayacak. Genelde zaman problemiyle boğuşarak iş yapıyor olacaksınız.

Eğer işi uygulayan değilseniz işin bu sofistike taraflarıyla daha çok ilgilenebiliyor, kafa yorabiliyorsunuz. Mesela takım lideri veya proje yöneticisi iseniz.

Bütün bu algıyı kıran bir şey var: kurumsallık ve projeyi iş olarak ele almak. Yani bir projeyi developerlar her zaman akademik bir problem gibi çözmeye çalışır, bu şekilde ürün çıkarmaya odaklanırlar. Genelde iş hayatında çoğu proje (web tabanlı uygulamalar da olabilir, sadece fikir üretmek de olabilir) bir iş olarak ele alındığından proje yönetimi veya karar otoriteleri tarafından anlamlı birkaç şey vardır. İş ne zaman bitecek, ne gibi kabiliyetleri olacak ve bütçesi ne olacak. Bu konuları değerlendirirken developer ekibi ile benzer zaman planlaması çıkarılmayan zaman çizelgelerine göre belirlenmiş deadline'lar her zaman gerçekten uzak ve genellikle yakalanamayan deadline'lar oluyor.

Asıl problem ne biliyor musunuz? "Projeye göre deadline çıkarmak değil deadline'a göre proje çıkarmak" gibi bir mantalite ile yaklaşıyor olmak. Çünkü bunu etkileyen en büyük neden bütçeler.

Sonuçta bu problemlere bir developer olarak çözüm üretemeyeceğiniz için artık sizin için önemli olan bir projenin başlaması, kodlanması, bitmesinden çok birşeyler geride bırakıldığı zaman ne iz bıraktığınız oluyor. İşte burada sizi tatmin eden ne ise onu aramaya başlıyorsunuz. Bunlar içinde
  • ortaya çıkan işin kalitesi
  • aldığınız/alacağınız ödüller
  • insanların, ortaya çıkan şey hakkındaki değerlendirmeleri (sosyal medya'daki yankısı gibi)
şeyler olabiliyor. Kimi için de bunların hiçbirinin anlamı yok, aldığı paraya bakıyor. Herkesin değerlendirmesi farklı olacaktır.

Bu yazıda gelmek istediğim nokta şu: Bu gördüğünüz döngü sürekli tekrar ediyor. Eğer bir ajans kültüründe veya bir it şirketi bünyesinde iş hayatınızı sürdürmeye devam ediyorsanız bu döngü eksiksiz devam edecektir. Tek bir markaya tek bir projeyle uğraşıyor olsanız bile aslında farkında olmadan bu döngüyü alt projeler olarak sürekli tekrarlıyorsunuz.

Bu döngüde kendinize çıkarmak istediğiniz şeyleri elde edebiliyorsanız evet sizi tatmin eden bir işte/şirkette çalışıyorsunuz demektir. Ama şuna takılmamaya özen gösterin: hiçbir yerde kalıcı olmak zorunda değilsiniz. Hele bu şekilde iç devinimi yüksek bir sektörde çalışıyorken... Yani nerede çalıştığınızın, hangi şehirde iş yaptığınızın. Çalışırken nasıl giyindiğinizin, hamakta yatarak mı sandalyede oturarak mı çalıştığınızın da bir önemi yok.

Elinizde bir altın var ve iş dünyasının bu kadar içinde, bütçelerin genelin üzerinde olduğu rahat bir sektörde çalışıyorsunuz ve kendinizi bir yere tıkmayın. Bir şirkete veya bir şehre takılmayın. Daha önemlisi bir bilgiye takılmayın. İnanın, benim gözümde sadece .NET teknolojileri ile çalışan Senior bir developer'ın, bir çok library ile uğraşmış, birçok dilde fikir edinmiş olan bir junior'dan daha değerli olmadığını bilin. Yani bu kadar kendinizi istediğiniz yere yönlendirmekte özgür olacağınız bir sektördesiniz ve internet her geçen gün diğer sektörleri de bu şekilde özgürleştiriyor.

Yorumlar

Üye Resmi yedincisenol
1 Ekim Cuma ´10 18:20
Güzel yazı. Teşekkürler.
6 Ekim Çarşamba ´10 23:09
Aslında bence yaratıcı ruh bir şekilde sürekli olarak beyin göçü ile sağlanıyor. Yanılıyormuyum?
A medya ajansından B'ye geçen arayüz tasarımcısı B ajansına yeni bir bakış açısı katarken B'den C'ye geçen C'ye C'den de A'ya geçen A'ya yeni bir bakış açısı katıyor. Bu beyinlerin kombinasyonu gibi ütopik birşey bence   :-)  
Sektörün iş koşullarının rahat olması da çalışanın yaratıcı ufkunu tetikliyor.
Bunlar yalnızca çevremden edindiğim bilgiler. Sektörü sırf bu şekilde gördüğüm için bu sektörde çalışmak için çabalıyorum. Bu sektör için üniversite eğitimime yön veriyorum, bu sektör de çalışmak için okuyorum aslında... Sizden bir ricam olacak Sayın MFYZ bir gün de sektörü ve sektörde çalışan insanların vasıflarını / eğitim süreçlerini ele alabilirmisiniz?
Üye Resmi Tunahan
11 Ekim Pazartesi ´10 15:21
Güzel yazı olmuş.Teşekkürler...
Yeni Yorum *
İletişim Bilgileri
*
*
E-Posta adresiniz gösterilmeyecektir.
(unut)
Güvenlik Kodu *

Gönderiliyor