Kotu Urun Tasarimi: Sadece bir takimda calisabilirsin!

Soyle bir kotu urun tasarimi gormeye basladim; kisisel ve takim hesaplarini ayni serviste kullanirken, birden fazla takima ait olamamak. Kesinlikle yanlis bakis acisi. Eger iyi planlanmadiysa “takim” deme!? The biggest limitation to be able to only have one team linked along with personal accounts. Ozellikle iki servis bir suredir kafayi yedirtti bana;

  • Dropbox
  • Quip

Bu sirketler, calisan, milyonlarca freelancer’i dusunmuyor mu? Bircok freelancer, uzun soluklu projelerde, birden fazla takimda calisiyor. Ben freelancer degilim ama birden fazla sirket, urunum var ve hepsini ayri ayri organize edip servislerini ayri tutmayi seviyorum. Ama hem masa ustunde hem de mobil cihazlarda surekli cikis yapip tekrar giris yapmak yordu… Bu kesinlikle, her ay odedigim paranin karsiligi degil. Lutfen adam gibi yapin planladiginiz ozellige “takim” diyorsaniz…

Ingilizce klavyeyle Turkce yazmak

Son 8 yildir ingilizce klavye kullaniyorum ve yillardir yirttim kendimi, ozellikle blogumda yazarken herseyi duzgunce Turkce’ye cevirmek icin. Artik birakiyorum, yazdigim seyleri ingilizce klavyede Turkce karakterleri dogru yazmadan devam edecegim…

Teknolojik baba olmak

Yakin zamanda ikiz kizlarim oldu ve ben de baba olma surecine girdim. Bir suredir de hamilelik, cocuk yetistirme uzerine okumaya ve izlemeye basladim. Taki herkesin konustugu, guncel bir konu olarak da, teknolojinin cocuk yetistirmedeki etkisi uzerine konulari da dusunuyordum, belki de son birkac yildir daha aktif olarak. Benim dusuncem, teknolojinin etkisi, cocugun teknolojiye nasil maruz kaldigi ve onu nasil kullandigina bagli oldugu yonunde. Yani negatif de pozitif de etkileri, anne babanin yonlendirmesi ile ortaya cikacaktir.

Benim bebeklerim henuz ufak olduklari icin, hayatlarinda teknoloji olup olmamasinin farkina varmalarina henuz daha var. Onun icin benim teknolojiyi cocuk yetistirmede kullanma dusuncelerim daha cok, “ben nasil faydalanabilirim” yonunde. Ben de hayatimi ufak tefek degisikliklerle, cocuk bakimina, yetistirmeye teknolojiyi adapte etmeye calisiyorum. Bir suredir de ilgimi ceken ve okudugum konulardan biri de yazilimci ve muhendis anne babalarin konuya yaklasimi. Bunlarin bir cogu tabi, cocuk bakimina yardimci teknolojik urunler ve cocuk egitimi uzerine kurulu.

Cocuklarla beraber yeni girisimciler doguyor

(Dogan girisimci, cocuk degil, daha cok anne baba)

Cocuk yetistirme uzerine kurlu bir suru yeni fikir, urun cikiyor. Bir cok eglenceli urunu tv programlarinda da goruyoruz. Bu anne-baba girisimcileri izlemekten keyif aliyorum gordukce. Cocuk yetistirmenin, girisimci zekayi tetikledigini kesinlikle anlayabiliyorum.

Her insan hayata ayni sekilde geliyor ve erken hayatini, kurturel farkliliklar olmasina ragmen, dunyanin her yerinde ayni sekilde surduruyor belli bir yasa kadar. Bu da surekli tekrar eden ve neredeyse hic degismez bir girisimci materyali sagliyor. Hatta bircok anne-baba bu surecten birden fazla seferde geciyor.

Teknolojik anne-baba icin, ineklik yapmak icin yepyeni bir alan

Her ozel dusunulmus bir sorun/cozum yeni bir servise donusmuyor tabii ki. Cogunlukla, anne-babalar yaptiklari ufak optimizasyonlari veya urettikleri teknikleri agizdan agiza paylasiyor. Internetle beraber bu paylasim bloglara, forumlara tasinmis durumda. Bu durum, teknoloji seven anne-babalar icin daha da adapte etmesi kolay bir sey. Eminim ben de bu anne-baba’lardan biri olacagim yakinda. Hatta, hali hazirda paylasacagim teknolojik deneylerim ve tecrubelerim var bile.

Internet ve yazilim camiasi icin bunun anlami, daha fazla mobil uygulama, bazen de donanim destekli servisler veya uygulamalar anlamina geliyor. Madem ki teknoloji sever biriyim, benim de deneyimlerimi paylasmam kacinilamaz (tabi teknoljiyle alakali kisimlari, sadece anne babalikla ilgili degil).

Baya ucuz sanal sunucu sağlayıcı: Scaleway

Bir süredir mfyz.com ve birkaç kişisel sitemi host ettiğim Digital Ocean sunucumla ilgili performans problemleri yaşıyordum. Digital Ocean’da 2 vCpu ve 2gb ram’li bir sanal sunucu kullanıyorum ve bana masrafı aylık $10 idi. Bunun dışında aylık $3’a da 30gb ekstra disk alanı satın alıyorum. Açıkçası, aylık $13, bir kisisel sunucu barındırmak için gerçekten çok ucuz. Bu sunucu, birkaç kisisel siteyi host etmek dışında ufak tefek yazılım deneyimi yapabildiğim, arada sırada proxy ve vpn amacı ile de kullandığım bir kaynak oldu yıllardır benim için.

Bu basit sunucu üstüne kurduğum New Relic, Datadog, Pingdom gibi monitör servisleriyle, kisisel olarak kullandığım bir Slack hesabına bağlayarak raporlar aldığım ufak bir kurlumum var. Bir süredir işlemci kullanımı ve hafıza kullanımı konusunda uyarılar almaya başladım. Çoğunluğu, eşimin kişisel bloglarına gelen trafiğin yükselmesinden kaynaklanıyor ama trafik değişimine baktığımda, ufak da olsa sahip olduğum sunucu gücüne göre bu problemleri yaşamamam gerektiğini düşünüyorum. En azından arada servis duraksamasına yol açacak bir neden bulamıyorum.

Yeni ucuz’un ucuzu servisler

Geçtiğimiz birkaç haftadır, ucuz, ssd’li kişisel sunucu arayışına girdim tekrar. Biraz araştırma sonunda yeni birçok şirketin Digital Ocean gibi ucuz seviyelerde sunmaya başladığını farkettim. Bunların içinde Amazon Web Servisleri gibi büyük şirketler de, ufak girişimler de var. Aralarında Scaleway adında, Fransız bir girişim dikkatimi çekti. Scaleway bütün donanım ağını Raspberry Pi gibi ARM tabanlı işlemci mimarisi üzerine kurulu, ufak sunucu donanımları üstüne kuruyor ve hem ilk kurulum, hem de bakım maliyetini oldukça düşürmüş oluyor. Her ne kadar ARM tabanlı donanım ile sunucu barındırma’ya yabancı olsam da, fikir ilgimi çekti. Ayrıca aylık harcadığım tutara, elimdeki sunucudan 4-5 kat daha güçlü bir sunucu barındırabiliyorum. Scaleway kesinlikle aylık $5’a SSD’li VPS marketinde iddiali bir oyuncu. En azından fiyat bakımından.

Kafamda kalan ana soru işareti şu oldu: “bu ufak yerli girişim ne kadar tutarlı ve güvenilir?”. Doğal olarak ortada, ufak bir girişime güvenme gibi bir risk var, ancak yıllardır bir sunucuyu ayağa kaldırma ve sunucular arasında taşınma işinde pratikleştiğim için benim için bu risk, ufak bir risk idi.

2,5 hafta önce bu riski göze alıp Digital Ocean’daki sunucumu Scaleway’de yeniden oluşturup kurulumu tamamladım birkaç saatte. İlk kurduğum sunucu, Digital Ocean’da kullandığımın 2 katu güçte ve daha önce ödediğimin yarısı masrafta bana. 2,5 haftadır herhangi bir problem veya performans tıkanıklığı yaşamadım Scaleway ile.

Scaleway sunucu mimari türleri, fiyatlarını, şu adresten görebilirsiniz: https://www.scaleway.com/pricing/

Yakında gelecek olan mfyz.com güncellemesi

Yakinda mfyz.com hem kozmetik hem de buyuk bir odak noktasi degistirecek.

Kozmetik degisiklik, sadelestirme odakli olacak ve okunabilirlik, tipografi odakli temiz bir tasarima kayacak. Navigasyonu sadelestirmeyi, yazi detaylarinin da sadece yaziya odakli olmasini hedefliyorum. En onemli sey yazacagim yazilarin duzgun, temiz gorunmesi ve rahat okunabilir olmasi olacak.

Daha buyuk degisiklik; artik ana site ingilizce acilmasi olacak. Uzun suredir paralelde yazdigim yazilari ayni zamanda ingilizce yaziyordum. Herkese acik olmasa da, isim geregi duzenli olarak is sureclerini, is hedeflerimizi ve calisma modellerimizi dokumante ediyorum. Hem yazdigim hersey ingilizce olmasi, hem de uzun suredir tukettigim ve urettigim hersey ingilizce temelli oldugu icin bundan sonra agirlikli olarak ingilizce yazacagim.

Sitenin Turkce versiyonunu alt bir alan adi veya klasor altinda sunmaya devam edecegim ve her yazimi Turkce olarak yazmayi da devam ettirecegim.

Bilgisayarsız iPad’de çalışmak

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 4 ay bilgisayarsız sadece iPad ile yaşama ve işlerimi iPad üzerinden yapmaya zorlama üzerine bir deney yaptım. Sonuç beklediğimden çok daha kolaydı. Hayatınızı bir iPad’de çalışarak ne kadar kolay geçireceğiniz, çoğunlukla yaptığınız işin içeriğine göre değişecek ama ben proje yönetimi, kod yazma, iletişim, araştırma yapma gibi konularda değerlendirdim çalışmalarımı.

iPad’lerin sandığınızdan daha güçlü bilgisayarlar

Bazı dijital iş kolları (film yapımı, 3d tasarım ve kodlama, ağır matematiksel ve akademik çalışmalar) dışında sandığınızdan daha çok dijital sektör çalışanı, günümüzdeki en standard bilgisayarda bile işinin büyük çoğunluğunu yapabilir. Alt sınıf netbooklar dışında neredeyse herhangi bir bilgisayar hatta cebimizde taşıdığımız telefonlar, yeterince işlem kapasitesine, grafik yeteneklerine sahip. iPad (pro modelleri) çoktan bu ihtiyaçları karşılamakta ve işlem gücü olarak çok nadir bir masaüstü bilgisayarı aratmakta. Benim deneyimde hiçbir noktada donanımsal bir ihtiyaç olmadı.

iOS işletim sistemi ve ekosistemi doymaya başlıyor

Uygulamara girmeden önce, işletim sistemi için konuşacak olursak, iOS gerçekten masaüstü işletim sistemlerini aratmıyor. iOS işletim sistemini sadece iPhone’lardan bildiğimiz kadar yargılamak adil olmaz. Özellikle yeni gelecek olan iOS11 ile mobil işletim sisteminden çıkıp, dokunmatik deneyimlerle güçlendirilmiş tam bir işletim sistemine dönüşüyor. Ben çalışmamı tamamne iOS 10 ile yaptım ve birkaç gariplik dışında kesinlikle yabancılık çekmedim genel teknoloji tabanlı ihtiyaçlarımı görürken, ki bunun çoğunluğu internette araştırma yapmak ve iletişim sağlamak (email, slack, trello) idi.

Uygulamalar çok yol kat etti, daha da var

Hepimiz gibi, günlük işlerimin çoğunu belli başlı yazılımlar kullanarak yapıyorum. Bunlar içinde en sık ihtiyaçlarım ve hangi uygulamaları kullandıklarım;

  • Email → Spark, Outlook
  • İş için chat → Slack
  • Dökümantasyon ve beraber yazma → Quip, Word
  • İş ve proje yönetimi → Trello

Doğruyu söylemek gerekirse birçok uygulamada stabilite problemleri,

iPad’de Coda ile kodlamak

iPad’de kod yazmak kulağa ne kadar garip gelse de bazı alanlarda oldukça konforlu bir şekilde yapılabilir durumda. Geçtiğimiz yıl 4 aylık bir süre sadece iPad ile bilgisayarsız çalışma deneyi yaptım ve bu süreçte çok aktif olmasa da bir süre kod yazmam gerekti. Tahmin edeceğiniz üzere çoğunlukla back-end ve web tabanlı şeyler yazmam gerekti ancak arada sırada Python ve biraz mobil koda (Swift, Java) dokunmam gerekti.

Bu süreçte çoğunlukla “Coda” adında bir uygulama kullandım ve bu yazıda biraz Coda’daki deneyimimi özetleyeceğim. Okumaya devam et “iPad’de Coda ile kodlamak”

Swift öğrenmek isteyenlere…

Mobil uygulama geliştirmeye meraklıysanız ve iOS uygulama geliştirmeye başlamak için çok güzel bir kaynakla karşılaştım geçenlerde. Örnek kodları da github’dan indirebileceğiniz, hem video hem yazılı okuyabileceğiniz bir kaynak:

Dersler:
https://swifteducation.github.io/teaching_app_development_with_swift/

iTunesU’dan mobil cihazınızdan dersleri takip edebileceğiniz:
https://itunes.apple.com/us/course/app-development-teaching-swift/id1003406963

Örnek projelerı de bulabileceğiniz kaynak kodları:
https://github.com/swifteducation

Bulut’da çalışan mobil simulatörler nerede kaldı?

Bir süredir radikal bir değişiklikle, iPad Pro’yu ana çalışma ortamım olarak kullandım. Günlük işimin bir parçası olarak, geliştirdiğimiz mobil uygulamalarda, hem varolan hem de yeni geliştirilen özellikleri test ettim. Düzenli olarak uygulama kurup, silip, garip çevre koşullarını simule ettim. Bu koşulları, gerçek cihazlarla kurgulamak kolay ancak iş Android’de test etmeye geldiğinde, Android dünyasındaki hem donanım hem de yazılımdaki çeşitlilikden dolayı çok kolay olmuyor. Kendimi kolayca 5-6 cihazı kullanarak test yaptığımda buluyorum.


Bazen buna benzer görüntülere yaklaşıyorum 🙂

Gerçek cihazlarda test etmek yerine, bunu bulut’da yapabileceğim servisleri araştırmaya koyuldum gecen ay. Aradığım şey basit bir sanallaştırma veya gerçek cihaz test çalıştırabilen servislerin yaptığı şeyi uzaktan masaüstü gibi bir modelde yapan bir servis oldu. Şaşırtıcı bir şekilde bunu doğru ve profesyonel yapan bir servis bulamadım. Neden bunu sağlayan bir servis yok merak ediyorum. Sadece test amacı için değil, gerçekten bir kullanıcı olarak telefonuma, başka bir işletim sistemi veya donanıma sahip cihazda çalışan bir uygulamayı kullanıp test edebilmeliyim. Mesela yeni bir Androıd uygulamasını iPhone’a stream edip deneyebilmeliyim.

Şu servisleri denedim ve bu servisler hakkındaki birkaç notum;

  • AWS Device Farm – tarayıcı deneyimleri kesinlikle zayıf, çok duraksama oluyor ekran’la oynadığımda. Bir de bir cihazı hazırlayıp açması 4-5 dakika sürüyor (neden?). Zaten cihaz açmaya çalıştığımda, yarısı başarısız olup açılamıyor…
  • appetize.io – şu ana kadarki denediğim servisler içinde en iyisi, tarayıcı deneyimleri gayet başarılı, hatta mobil tarayıcılarda da çoğunlukla güzel çalışıyor ama destekledikleri cihaz sayısı çok sınırlı ve gerçek cihaz seçenekleri sadece tek tür donanım destekliyorç
  • Genymotion cloud – kapalı beta programda oldukları için deneyemedim ama masaüstü sanallaştırmaları gayet başarılı.
  • Bir diğer seçenek de, sıfırdan özel kurulum yapıp VPN veya RDP sunucuları kurmak olabilir mobil cihazlara ama jailbreak veya root etmek gerekir iOS veya Android işletim sistemini ki ideal bir senaryo değil

Umarım yakın gelecekte daha güçlü servisler bu işi çok daha kullanışlı hale getirirler bugün filimleri ve dizileri yayın akışı şeklinde izleyebildiğimiz gibi…

Dijital Göçebelik

Son 5 yıldır giderek büyüyen bir akım var. “dijital göçebe” denen. Bu akımı yaşayan insanların bloglarında hikayelerini paylaşmasıyla giderek bilinir ve ulaşılabilir hale geldi.

Geçici bir iş yapma modelinden çok hayat tarzı diyebileceğimiz bu akıma dahil olanlar arasında bazı ortak noktalar var. Genellikle teknoloji endüstrisinde üretkenlik gösteren, yaptıkları işin çoğunluğunu kendi başlarına odaklanarak üretenler, fiziksel iş araçlarına ihtiyaç duymayan veya takımla aralıksız çalışmak zorunda olmayan kişiler. Kod yazarları, sistem yöneticileri, tasarımcılar, dijital sanatçılar gibi…

Dijital olmaktan çok göçebe olmak üzerine kurulu bu yaşam biçimi, adından da anlaşıldığı gibi daha çok mekan ve yer bağımsız olmak üzerine kurulu. Her hangi bir yerden ve genellikle ne zaman çalışacağını kendi belirlediğin şekilde (girişimciler için her zaman) çalışma anlamına geliyor. Kulağa müthiş geliyor değil mi? Hayata geçirmek de bir o kadar zor 🙂

Son bir yıldır dijital göçebe olmanın adımlarını atıyorum ve bir çok farklı noktasından, daha çok deneysel yaklaştığım şekillerde çalışıyorum. Aşağıda size birkaç ana noktasını paylaşacağım. Bu konuların hepsi ayrı ayrı konuşulması gereken derin konular ama başlıca kısa tutarak fikir vereceğim. Önümüzdeki aylarda bu konuları farkı açılardan daha detaylı yazılar yazarak sizle paylaşabilirim.
Okumaya devam et “Dijital Göçebelik”