Bilgisayar kurtları için en iyi işleri yoluna koyma methodu – Todo.txt

Eger isinizin cogunu bilsayar basinda geciriyor ve bilgisayar kurduysaniz, muhtemelen zaman yonetiminizi yapmak icin GTD (Get(ting) Things Done – “Isleri Yoluna Koyma”) teknikleri denemissinizdir. GTD genel bir yaklasim olup cok sayida farkli yontemi ve uygulamasi mevcut. Dogru yontemden cok “kendi yonetiminiz”in gecerli oldugu bir konu oldugu icin de, surekli bir “bilgisayar uygulamasi”, “servis” arayisi icinide olmak kacinilamaz. Ben sayisiz yontem, uygulama, servis, arac deneyip bana uygun olani yillarca devam ettirdim.

Gunun sonunda, kendimi basit liste yapabilecegim uygulamari kullanarak buldum.

Zaman yonetimi vs gorev yonetimi uygulamalari

Arastirdiginizda, o kadar cok uygulama goruyorsunuz ki bu konuda… Hatta ben de kendi uygulamalarimi yazdim (4 tane masa ustu, mobile ve giyilebilir cihazlar icin). Bir cok uygulama, zaman yonetim methodlarini da dahil ederek daha komplike hale geliyor. Benim icin en etkili zaman yonetim methodu pomodoro oldu. Hatta pomodoro da tek basina yetmiyor, yardimci birkac arac kullaniyorum dikkat daginikligini en aza indirgemek icin. En basit ve guzel pomodoro da gercekten mutfak alarmi kullanarak oluyor. Yani bunun icin bi yazilima ihtiyaciniz yok. Saatinizdeki alarm bile daha etkili olacaktir.

Ama nihayetinde zaman yonetimi methodu ile gorev listesinin yonetimi farkli seyler. Bir arada yapmak genellikle daha cok zaman aldi benim icin.

Format(sız)

Gorev listemi duzenlemek icin de, basit formatlarda, uzun sure evernote, sonra quip kullandim. Duzenli sekilde haftalik yapmak istedigim gorevleri listeleyip tek tek ilerlemek en etkili yontem oldu benim icin. Cunku diger tarafta sayizi uygulama var bir seyi biraz daha degisik yapan. Ve neredeyse hic birinde odagimi dagitmadan o uygulamanin ozelliklerini kullanarak calisamadim. Genellikle ters tepip, yeni ozellige dikkat dagitarak surekli “duzenleme” modunda buldum kendimi. Ama en etkili yontem yine duz liste yapip onu takip edebilmek oldu.

Yani bir “gorev”i dusundugunuzde onunla ilgili diger detaylarin hepsi aslinda teferruat. Gorev icin tek ihtiyaciniz olan sey tek kisa cumlelik aciklamasi ve hangi sirada yapilacagi. Yani onem sirasi.

Tabi ki kullanisli araclar hayatinizi kolaylastiracaktir ama gorev listesini yonetmek icin bu iki seyi yapmanizi saglayacak her sey yeterli olacak, fazlasi yikici etkide olacaktir. Benim icin bunun disinda birkac kriter vardi arastirdigim araclarda:

  • Programlanabilir bir arayiz. API veya komut satirindan istedigim zaman sorgulama yaparak “son bitirdigim 3 gorevi goster” gibi seyler yapabilmek isteyebiliyorum. Bunun da ana amaci otomasyon ile islerimi kolaylastirmak. Ama tamamen bonus. Calismami kesinlikle etkileyecegi bir yani yok bunun.
  • Satir renklendirmesiyle en basitiyle, bitirdigim gorev ile hala listemde olan gorevleri secebilir olmak. Bunun otesinde renklendirme ile bazi seyleri daha hizli secebilir gozum ama yine kesinlikle isimi aksatan birsey degil.

 

Todo.txt

Yillarca farkli seyler denedikten sonra, uzun bir sure de formatsiz listelerde gorev listemi yonettikten sonra Todo.txt tanimlamasiyla karsilastim. Basta cok basit ve sikici geldi kulaga ama birkac here uyguladiktan sonra cok sevdim. Todo.txt cok basit seviyede tasarlanmis bir yaklasim yine. Birkac farkli uygulama bulabiliyorsunuz Todo.txt icin ama, yeterince farkli uygulamalarla karsilasmamaniz da normal, cunku Todo.txt tanimi bu uygulamalara ihtiyac duymadan listenizi organize edebilmenizi sagliyor. Komut satiri yardimcisi ile de sorgulama, guncelleme yapabiliyorsunuz.

https://github.com/todotxt/todo.txt

todo.txt formati o kadar basit ki tek satirlik bir ornekte tum tanimlamalar aciklanabiliyor:

Gorsel ingilizce ama sadece ornegi okusaniz bile anlayabileceginiz basitlikte. Normal bir txt dosyasinda her satirin bir goreve denk geldigini dusunecek olursaniz, satir basina konan “x” ve boslugun o gorevin tamamlandigina, yine satir basinda parantez icinde buyuk harf alfabenin harf sirasina gore onem sirasi verilebilecegine ve birkac daha ozelligin desteklendigi bir format.

Ben bu format icinde de daha basite indirgeyip sadece “x”, yani bir gorevin tamamlanip tamamlanmamsiyla ilgileniyorum. Benim listemin 95%’i duz satirlar ve x isaretcisiyle dolu.

Bu formati sevmemin bir diger nedeni de herhangi bir platformda herhangi bir araci, metin editorunu ve bulut saglayicisiyla senkronizasyonu saglayabiliyorsunuz. En basiti “sublime text” gibi yetenekli bir metin editoru kullanip txt dosyanizi dropbox’da saklayarak mobil platformlardan ulasabilir ve dropbox APIsi ile gorev listenizi otomatik programlanabilir hale getirebiliyorsunuz. IFTTT bile birkac tik ile herhangi bir seyi dropbox’daki todo listenize ekleyip goreve donusturebiliyor eger anlamli bir kullanim alaniniz varsa.

Ben bir sure sublime text ile kullandiktan sonra kendime daha kodlanabilir basit bir metin editoru hazirladim. Varolan acik kaynak kodlu bir projeyi modifiye ederek kendime gore uyarlayip sadece gorev listemi yonettigim bir uygulama olusturdum. (Benim uyarladigim uygulamayi, acik kaynak olarak, suradan indirebilir, yeni ozellikler ekleyip katkida bulunmak isterseniz buradan bulunabilirsiniz: https://github.com/mfyz/todox).

Mobil’de ise hala basit metin editorleri kullanarak yonetiyorum listemi. iOS cihazlarda Textastic adinda Textmate/Sublime es degeri bir uygulama var. Ara sira kod yazmak icin de kullandigim bu uygulamaya Todo.txt kod renklendirme ozelligi kurdum.

Bir yildan fazladir “ekransiz cumartesi” yapiyorum

Digital nesilin ekransiz zaman gecirmesinin gerekliligine derinden inanimyorum. Ekransizlik konsepti “sabbatical” denilen akademik “mola”ya benzeyen, teknolojiyle, ozellikle ekranlarla etkilesime gecmediginiz bir sure.

Bu konuyu biraz parcalayarak inceleyelim.

Ekranlarla calisan insanlar

Ben bir internet calisaniyim. Isim teknolji’yi uretmek. Gunluk tempomda, dusunme, arastirma, yazma, planlama, yonetme, uretme, kurallari degistirip teknolojiyi daha akilli hale getirmek icin gunumun 12 ila 15 saate yakinini ekran basinda geciriyorum bunun buyuk cogunlugunu bilgisayarda, ufa kbir kismini mobil cihazlarda yapiyorum.

Benim gibi isinini cogunu bilgisayar basinda yapan, teknoloji uretmese de isini yapmak icin bilgisayar ve yazilimlari kullanan cok profesyonel var. Benim kadar veya daha fazla zamanini ekran basinda geciriyor bu kisiler.

Ekranli tembel

Isini ekran basinda yapanlarin disinda insanligin buyuk bir cogunlugu “izliyor” veya “tuketiyor”. Belki de zamanini ekran basinda geciren insanlarin (tum insanlari dusununce) buyuk bir cogunlugu sadece tuketiyorlar. Bu, televizyon neslinden gunumuze ve gelecege olan dogal bir gecis aslinda. Kevin Kelly’nin buna cok uygun bir tanimi var “tuketim” yerine “ekran-liyoruz” diyor. Yani ekran basinda birsey izlemiyoruz, birsey okumuyoruz. Daha cok goz gezdirip tum gun ekranimizi kaydiriyoruz. Sonu olmayan bir ekran kaydirmasi…

Bakacak cok fazla ekranimiz var

Sadece “bir” ekrana bakmak degil mesela, her yerde ekran var. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, tv ekranlari ve son olarak giyilebilir ekranlar. Her gun her anda yanimizda birden fazla ekran tasiyoruz.

Herkesin dikkatinin daginik olmasi surpriz degil

Uzun suredir teknolojinin etkisi uzerine farkli dallarda kitaplar, yazilar okuyorum. Yakin zamanda bir suredir kucuk cocuklarin gelisimini (iki ufak cocugum oldugu icin), konuyla daha ilgiliyim.

Bir cok yazida tutarli olarak gordugum bir tekrar var bu da ekran basinda geciliren zamanin daha cok zararli oldugu yonde, ozellikle ilk birkac yaslarda. Beyinin nasil calistigini ve gelisimini dusununce mantikli da geliyor. Insan beyni, cevremizde seylerde yumusak hareketler gormemizi bekler. Doga’da birseyler aninda kaybolmaz veya aninda gozumuzun onunde belirmez. Birseyin aninda hareket etmesi demek, beyin icin “tehlike” demek. Cok da mantikli. Cunku cevremizde birseyler hizli hareket ediyorsa, dogada dusundugunuzde beynin tepkisi “tehlikeden kac, uzaklas” oluyor. Vahsi dogada, avci bir hayvandan kacmak veya ustunuze gelen birseyden kendinizi korumaniz demek, bunun icin de beyin, vucudumuzun ufak miktrarlarda da olsa stres hormonu, adrenalin gibi hormonlari salgilamasini saglar bu durumlarda. Yani aninda degisen goruntuler, hizli hareket eden imajlar genel olarak beyine ve vucuda zarar veren seyler. Cok tanidik degil mi? Herhangi bir tv programini dusunun 🙂

Yeni nesilde, dikkat daginilikli bozuklugu (ADD) oraninin yukseldigi gozlemleniyor duzenli olarak.

Biraz ara ver, beynini sogutmaya birak

Teknoloji ve ekranlara maruz oldugumuz kesintisiz bilgi akisini biraz durdurmanin formulu cok basit. Azcik ara ver. Azcik derken anlamli bir surede. Ekranlara bakma, teknolojik aletleri kullanma (internete bagli). Benim icin haftada bir gun cok guzel ise yarayan bir sure oldu. Belki 6 ayda bir veya senede bir, bir haftalik bir mola vermek de cok yapici olabilir. Bu yeni bir konsept degil merak etmeyin 🙂 Biz buna sadece “haftasonu” veya “tatil” diyoruz…

Teknolojiyle tembellesmek

Sadece ekranlara bakmak da degil mesele. Genel olarak teknolojiye bagimliligi kirmak asil konu. Cunku farkinda degiliz ama cok temel bilgileri beynimizde saklama gereksinimini unutuyoruz. Mesela yon/harita bilgisi, alisveris listesi gibi. Hersey telefonda cunku…

Ilk ekransiz gunumde, farkinda olmadan garip bir durumda buldum kendimi. Bir onceki gun yoga dersi ayarlamistim, ders saati yaklasinca evden ciktim ve studyo’nun yerini bilmedigimi farkettim. Cunku hep google maps’den bakiyordum ilk defa (hatta birkac kere gidene kadar). Birkac farkli sokagi deneyerek buldum neyseki ama bu kadar basit bir bilgiyi bile akilda tutmama tembelliginde oldugumu farkettim. Sonraki hafta gidecegim yerlerin kapi/sokak adreslerini not etmeye basladim.

Bazi seyler teknolojisiz daha yaratici ve daha keyifli

Bir cok guzel sey oldu bu ekransiz Cumartesi’leri:

  • cok daha fazla kitap okumaya basladim
  • bircok farkli egzersiz yapmaya basladim, kosu, yoga, bisiklet, doga yuruyusu,
  • yerli pazarlara, butik magazalara, rastgele gezerek kesfetmeye daha cok zaman ayirabildim,
  • Cumartesileri icin cok daha fazla plansiz yaklastim veya ciddi planlar yapmamaya basladim. Gunun gidisati daha kendi halinde olmaya basladi cogunda,
  • cok daha fazla arkadasimla gorusmeye basladim,
  • meditasyon yapmaya daha cok zaman ayirabildim,
  • daha cok yazmaya basladim,
  • daha cok hayat planlari yapmaya basladim

Bir yildan fazla oldu ve hayatimin bir parcasi artik. Yilin sonunda biliyorum ki yilin en azindan 5’de birini ekransiz gecirdim.

Istisnalar

Ekransiz Cumartesilere birkac istisnam var. Seyahat ettigimde ekrana ihtiyac duyuyorsam bakiyorum veya teknolojiyi kullaniyorum. Eger cok ciddi bir isim varsa calismam gerekiyorsa calisiyorum (yilda 2-3 kereden fazla olmamasina dikkat ediyorum, yoksa her zaman onemli isler var). Ekranlarla etkilesmem gerekiyorsa sadece birkac dakikaligina ve SADECE muzik acmak icin kullaniyorum. Ayrica, sadece “kindle”i ekranli cihaz kategorisinden cikariyorum ve kindle kullanimimi sinirlamiyorum cunku hem kindle ekranlari yansitma isik oldugu icin fakrlilar, hem de kitap okumak disinda baska birsey yapamayacaginiz icin tehlikesi yok.

Arayüzsüz tarayıcıları, web ve tarayıcı otomasyonu

Size tarayici otomasyonu hakkinda ufak bir bilgi verecegim. Tarayici denince akla web sitelerinde gezmemizi saglayan ekranda, html gosteren bir uygulama geliyor. Cogu tarayici kendine has bir motorla calisiyor arka planda ve ekranimizda sitelerle etkilesime girmemizi sagliyor. Ama aslinda tarayicinin yaptigi is ekranda goruntuleme yapmadan da gizlice yapilabiliyor. Sadece bu isi yapan tarayicilar da mevcut gunumuzde. Bunlara kafasiz (headless’dan cevirme, yani arayuzu olmayan) tarayici deniyor. Genel tuketicini icin anlami olmayan bu konu, programalama ve urun gelistirici kitle tarafindan cok anlamli bir sekilde kullanilabilir durumda.

Ozellikle programatik test ve otomasyon yapma konusunda kafasiz tarayicilari kullanarak bir akisi isletebilirsiniz. Mesela;

  • http://orneksite.com adresini yukle,
  • Sayfa kodlarinin yuklenmesi ve calistirilmasi tamamlandiginda,
  • “Isim” adli alana “Fatih” yazisini gir,
  • “Gonder” adli butona tikla,
  • 5 saniye bekle
  • Ekran goruntusu alip kaydet

gibi bir akisi isletebilirsiniz. Ozellikle arayuz testi ve arayuz akislarini tarayici otomasyonu yapmak gelistirme surecinde cok faydali olabilir.

Sadece ekran goruntusu alma islemi icin bile kafasiz tarayicilari kullanan sirketler var. Ekran goruntusu ustunden bile gelistirme surecinizde 100 sayfalik bir web sitesinde hangi sayfalarda bozukluklar oldugunu otomatik olarak tespit edebilirsiniz. Cok yaygin bir ornek olarak, her gelistirme versiyonunda ekran goruntusu alip bir onceki surumle programatik renk karsilastirmasi yapip her sumude sayfalarin yuzde olarak ne kadar degistigini takip edebilirsiniz mesela. Boylece basit bir css hatasi bile yapsaniz nereleri bozdugunuzu kolayca tespit edebilirsiniz.

Kullanabilecegim arayuzsuz tarayici var mi?

Kafasiz tarayicilardan en bilinenleri Phantom adinda nodejs ile yonetilebilen bir tarayici, Chrome headless adinda chromium projesini baz alan iki projeye bakabilirsiniz.

https://github.com/dhamaniasad/HeadlessBrowsers burada gunumuzdeki tum kafasiz tarayicilari listelemisler.

Uzayda şu anda kaç kişi var? IFTTT ile bunu öğrenebilirsiniz

Uzayda şu anda kaç kişi var? Uzay’i izlemek gibi eglenceli bir konuyu anlatacagim 🙂 “If This Then That”i (kisaca IFTTT) severek kullaniyorum yillardir. Ilk defa duyanlar icin, “Internet Robotu” diye cevirebilirim IFTTT’i. Turkce’ye dogrudan cevirirsek “soyle oldugunda boyle” denebilir. Yani “soyle birsey oldugunda → boyle birsey yap” seklinde senaryolar kurabiliyor ve birden iki internet servisini birbirine baglayip komutlar verdirebiliyorsunuz otomatik.

Örnegin;

  • Facebook’a fotograf koydugumda → Dropbox’a kaydet
  • RSS’de yeni yazi yayinlaninca → Bana SMS at
  • Hava durumu yagisli oldugunda → Twitter’da “bugun semsiye almalisin” diye tweet at

Yani basit bir “olay” → “aksiyon” baglantisiyla programlama yapmadan internetteki hesaplarinizi programlayabiliyorsunuz. Neredeyse tum populer servisler IFTTT’de var. Boylece her servisin tasarladigi “olaylar” ve “aksiyonlari” birbirine baglayabiliyorsunuz.

IFTTT'in eglenceli ornekleri

Uzayi nasil izleyeceksiniz?

Ben IFTTT’de bir suru farkli seyi birbirine bagliyorum, cogu isle ilgili seyler ama arada eglencelik seyler de yapiyorum. En eglencelilerinden biri de NASA’nin “uzaya bir insan ciktiginda” olayini slack’e baglayarak “uzay” kanalina cikan insanlari post ettiriyorum.

Uzayda şu anda kaç kişi var? Slack'de boyle takip edebilirsiniz

Quip’i yazili iletisimimizde kullanarak takim etkilesimimizi nasil artiriyoruz

Bu yazida, is icin, takim iletisiminde kullandigimiz bir aractan, Quip’den soz etmek istiyorum. Daha once yazili iletisimin onemi uzerine yazmistim: https://mfyz.com/tr/yazili-iletisimden-iyisi-yok/. Eger okumadiysaniz, once o yazidan baslamanizi tavsiye ederim.

Biz Quip’i kullanarak takim etkilesimimizi oldukca artirdik ve yazili, kalici iletisimimizin cogunu Quip’e tasidik. Ben kisisel olarak Quip’i ilk ciktigindan beridir kullaniyorum. Basitligi ve sadeliginin yani sira, mobil uyumu, en onemli kullanma nedenlerimden. Gercek zamanli guncellemelerle birden fazla kisi guzel bir etkilesimle dokumanlar ortaya cikarabiliyor. Google docs gibi alternatiflere kiyasla da cok daha rahat, kolay hissediliyor kullanilmasi.

Kisisel olarak, Quip’i kullanmaya basladiktan kisa sure sonra tum notlarimi Evernote’dan ve iCloud’dan tasidim. Su anda da tum not alma ihtiyaclarimda ilk aklima gelen arac Quip oluyor. Bulut servisi oldugu icin herhangi bir cihazdan istedigim anda not almaya baslayabiliyor veya birinde birakip digerinden devam edebiliyorum. Kisisel olarak tuttugum tum notlari, yapacak islerimi, hatta mfyz.com‘da yazdigim bu yazilari da once quip’de hazirliyorum.

Is amacli da, takimimizda quip’i gun icerisinde defalarca kullaniyoruz. Hatta bazen email, tarayici uygulamarindan cok zamanimiz quip’de geciyor. Ortalama 10-15 dokuman olusturuyor veya duzenliyorum ben kisisel ve is icin.
Quip’i baslica su konulardan dolayi kullaniyoruz takimimiz icinde;

  • Transparanlik – her takim uyesinin her seyi gorebilmesi, erisebilmesini destekleyen transparan bir kulturu destekliyoruz.
  • Quip sayesinde kimin ne ustune calistigini gercek zamanli gorebiliyoruz.
  • Quip ile yazili dokumanlarimizin duzenleme gecmisini, yorumlari takip edebiliyoruz, boylece sadece sonucu degil, uretim asamasinin gelisimini de gorebiliyoruz.

Quip’i dogru kullanabilmek icin uyguladigimiz birkac oneri var hizlica paylasmak istedigim:

  • Tum bildirimleri kapatin. Sadece “@” ile birbirini etiketleme ozelligine ait bildirimleri acik tutmaniz yeterli.
  • Dokumanlarinizi iyi organize edip hangi kalsore kimin erisiminin oldugunu ayarlayin ve onemli klasorler icin, bildirimleri klasor bazinda ayarlayin.
  • Genellikle dokumanlari 2 ana kategoride topluyoruz, tum takima ait dokumanlar (proje detaylari, analitik raporlar vs), sadece yoneticilere ozel dokumanlar (finans raporlari, yasal dokumanlar vs.)

Biz quip’i “takim” ozelligi ile kullaniyoruz ve cok ufak bir tutar oduyoruz aylik ama, neredeyse hicibr nedeniniz yok parali versiyonun kullanmak icin.

Neden Yazili Iletisimden Iyisi Yok?

“Yazi”nin icadi, insanlik tarihindeki en buyuk gelismedir. Insanlar olarak, yazinin icadindan sonra cok daha hizli gelismeye ve teknolojik ilerleme gostermeye basladik, bu da bilginin aktarilmasiya oldu. Yazili sekile dokulen hersey, iletismek icin yapilmistir. Kisinin kendisi icin ozel yazdigi not bile, kendisiyle iletisimi icin yapilmis bir seydir. Insanlar dusuncelerini somutlastirmak icin yazar veya cizerler.

Yazmak beceri ister. Yazma becerisi de bir insanin elde edebilecegi en guzel becerilerden biri olup, zamanla, sabirla ve pratikle gelistirip ogrenilebilecek kolay bir beceridir. Bir cogumuz gunumuzde blog yaziyoruz. Benim de blogumu senelerdir yavas da olsa yazmamin ana nedenlerinden biri budur.

Birden fazla kisinin iletisimini dusundugumuzde, yazili iletisimden daha etkili bir yontem bulmak zor. Anlik iletisimin bir cok formunda (konusma, dinleme, tartismalarda), izleyici/dinleyici/okuyucu olarak saniyeler icinde anlama ihtiyaci duyariz ve cogu zaman anlamanin yani sira yorumlariz duyduklarimizi. Cogu zaman da bu aciliyet hissi, yanlis anlasilmalara yol acar. Cok da dogaldir boyle olmasi. Yazili iletisim (anlik cevaplamak zorunda olmadiginiz surece), her iki tarafa da yeterli zamani tanir ve her iki tarafin kendi hizlarinda iletisim kurmasini saglar. Yazar, aktarmak istediklerini daha netlestirebilir, hatalarini duzeltebilir, geriye donup tekrar sekillendirebilir dusunuceleri. Okuyucu da anlamadigi seyleri tekrarlayabilir veya kendi okuma ve anlama hizinda kabul eder bilgiyi.

Hepimiz farkli hizlarda ve farkli sekillerde kabul ederiz bilgiyi. Ayni sekilde fikirlerimizi de uretme ve sekillendirme hizlarimiz farklidir. Bu hiz farki, oldukca dikkat edilmeyen bir unsurdur iletisimde. Bazilarimiz cok derin dusunur, gercekten ne soylemek istedigimizi iyi tasarlayarak konusmayi severiz. Bazilarimiz da bilgiyi cok hizli isleriz kafamizda ve konusma tarzimiz, dusunme tarzimiz da hizlidir, ama bazi detaylari atlayabilir veya soylemek istedigimiz seyden farkli cumleler kurabiliriz. Bu farklilik cok normal. Gunun sonunda hepimizi farkli ve ozel kilan seydir bu. Ama iki insan iletisim kurmak istediginde, bu hiz farkliligi hatalara, yanlis anlasilmalara neden olabilir.

Kisisel olarak yazili iletisim

Az once dokundugum bir noktada soyledigim gibi, yazili iletisim diyince sadece diger insanlarla iletisim kurmak olarak degil, genel olarak iletisimin, insanin kendisiyle, beynimizin icinde olan iletisimi de dusunmeliyiz. Dusuncelerimizi yazili hale getirmek, bir dusunme disiplini olarak gorulebilir ve yaraticiligi gelistirdigi kanitlanmistir. Hatta yaratici yazi yazma adinda bir alan vardir ve insanlar sadece yaraticiligini gelistirmek icin bile yazarlar.

Dusunceleri yazmaya calismak, kafamizda havada ucan daha tam oturmamis fikirleri sekillendirip, butun hale getirmek icin cok ideal bir yontemdir. Cogu zaman beynimiz harim fikirlerle doludur. Kendimiz bile emin olmayiz bu fikirlerden veya cogu zaman bu fikirler sadece duyu cagristirir. Yani fikirleri cogu zaman hissederiz ama biz bile nokta atisiyla adresleyemeyiz fikrin temelinde olan seyi.

Daha onemlisi, fikirlerimiz kafamizda net olsa da bir fikir grubunu, yani birden fazla dusuncemizi bir araya getirirken zorlaniriz asil. Konusmak gibi dusunun. Size 3 farkli, birbiriyle alakali yorum soyleyebilirim herhangi bir konuda, ama birbirleriyle iyi baglanmis veya butun gelmeyebilir ucunu ard arda soyledigimde. Yazmak, aslinda hikaye uretmenin en basit modelidir. Bu disiplini daha cok pratikle, gelistirebilirsiniz. Sadece yazmaniz degil, nasil dusunmeniz ve dusuncelerinizi nasil baglamaniz gerektiginde de beyninizi egitmis olursunuz. Boylece daha iyi nasil dusunebiliriz, daha iyi nasil konusabiliriz bunu da gelistirmis oluruz. Aslinda beynimizin isleyis yapisini degistirmis oluruz bunu yaparak. Onun icin kendi kendinize not alsaniz bile bunun cok faydali bir aliskanlik oldugunu dusunuyorum.

Ben birkac not alma uygulamalarini kullaniyorum tum dijital cihazlarimda. Bunun yani sira cantamda her zaman ufak boyutta bir moleskine defter ve birkac kalem tasirim. Kafaniza iyi bir dusunce geldiginde, yazmaya, yazmak icin de materyallere ihtiyaciniz olacak.

Yukarida bahsettigim noktanin altini ciziyorum, yazma, dusunme, okuma hizlarimiz hepimizde farkli. Bazilarimiz hizli dusunuruz (ben de cogunlukla bi kategoriye giriyorum), ama cok konusma pratigi yapmadigimizda, fikirlerimizi, cumlelerimizi karistirabiliyoruz. Dusunceler, kafamizda cok daha hizli hareket ettigi icin, bazen ayni hizda konusmayi deneriz ve sacmalariz 🙂 Yazma disiplini, bu sureci esitleyerek dusunme hizimizi, sonucta ortaya cikaracagimiz sey icin yavaslatir, konusmamizi da dusuncelerimizi daha iyi organize ederek sekillendirmemizi saglar.

Bonus olarak, eger yeni bir dil ogreniyorsaniz, yazmak, en iyi kelime dagarcigi gelistirme yontemidir. Ayrica yazdigimiz seyleri daha kolay hatirlariz. Bilgisayarlarda veya mobil cihazlarimizda artik bir suru arac var, yanlis yazdigimizda bizi duzelten. Bu da yavas yavas hatalarimizi daha kolay gormemizi ve duzeltmemizi saglar. Bir kelimeyi 5 kere yanlis yazip duzelttikten sonra yanlis yazmaya devam etmeniz zordur. Yeni dil ogrenmek icin, yazmayi kesinlikle oneriyorum.

Is Icin Yazmak ve Takim Icinde Yazili Iletisim

Yazili iletisim, is yapmanin en temel yontemlerinden biridir. Iyi yazma kabiliyeti, mesleki alan farketmeden, her profesyonel calisanin ustalik elde etmesi gereken bir seydir. Eger yonetici iseniz veya olmayi istiyorsaniz, yazili iletisimin onemi cok daha artar. Bu konunun en bariz orneklerinden biri, isinizle ilgili olan herhangi bir yasal konuyu dusunebilirsiniz. Yasal yazismalar cogunlukla “kontrat” olarak da anilirlar. Yasa, kanunun uygulanmasi gibi ciddi bir konu oldugu icin de iletisimde olan herkesin ayni seyi anlamasi, karisik veya anlasilmaz hicbir seyin olmamasi icin en cok caba gosterilen yazili dokumanlardir. “Yasal” yazisma belki bu konunun sikici ornegi ama yazili iletisimin onemini en acik anlayacagimiz alan.

Daha az sikici olan konularda, is kararlari, is planlari vs, yazili dokumanlar seklinde en acik ve iyi sekilde bilgi aktarimini saglar. Bu da is planlarinin dogru uygulanmasinda cok onemli rol oynar.

Yazili dokumanlar, takimlar icinde iletisimi de tutarli hale getirir. Ozellikle sistematik bir iletisim elde etmek isteyen her takim, iletisimin tutarliligi, acikligi, transparanligi ve erisilebilirligi gibi konularda takim icinde herkesin ayni dili konustugundan ve ayni seyleri anladiklarindan emin olmak ister.

Yazili iletisimin onemli olmasinin bir diger faktor de, bilgiyi tasinabilir ve kopyalanabilir hale getirmektir. Orta ve buyuk olcekli takimlarda ise yazili iletisim disinda bir method zaten mumkun olmayacaktir. Eger ayni is planini birden fazla takim uygulamasi gerekiyorsa bu is planlari yazili hale getirilmelidir. Bir takimi veya calisani is planindan haberdar etmek veya yeni bir uygulamaya dahil ederken ogrenmeleri gereken kurallari ve methodlari, baska bir takima veya calisana aktarirken bilginin tekrar tuketilebilmesi onem kazanir. Eger 10 kisiye farkli zamanlarda ayni bilgiyi aktarmayi dusundugunuzde, bunun yazili veya gorsel (video talimatlar) yontemler disinda yapilmasi tamamen zaman kaybi olacaktir. Ayni zamanda, yazili dokumanlar, raporlar, sirketin arsivleri ve gecmisi halie gelecektir. Takip edilebilir, organize bir is yonetimi icin bu kesinlikle gereklidir.

Is yerinde yazili iletisimle ilgili son soyleyecegim sey ise, eger acik-iletisim (transparan) bir takim olmak istiyorsaniz, iletisiminiz de acik ve takip edilebilir olmasi gerekir. Bu da yazili iletisim ile en kolay sekilde saglanir. Eger dijital calisan bir takimsaniz muhtemelen zaten yolun yarisindasiniz. Slack, quip, google doc, trello gibi araclari kullanarak zaten bu yazili iletisimi sagliyorsunuz. Iletisiminiz, aranabilir, taranabilir, arsivlenebilir durumda. Ama diger iletisim methodlarinizi da daha yazili hale getirerek hem daha etkili hem de daha acik calisan bir takim haline gelebilirsiniz.

Bitbucket ile statik websitenizi host edebilirsiniz

Bu yazida, github’da cok sevdigim, statik website host etme ozelliginin, bitbucket tarafindan taklit edilmis halini kisaca aciklayacagim.

Bu ozellik sadece, statik web dosyalarini destekliyor, yani render edilmis html, js, css, imajlar gibi dosyalari bir domain altinda goruntulemenizi saglayacak. Sunucu tarafli kodlari desteklemiyor ama statik site ortaya cikaran icerik yonetim sistemlerini kullanarak tum sitenizi buradan sunabilirsiniz.

Bunu yapmak cok basit. Birkac adimda ustunden gecelim. Benim bitbucket kullanici adim “mfyz” ve bitbucket her hesap basina 1 tane statik website host edebilmenizi sagliyor. Malesef birden fazla site host edemiyorsunuz tek hesapta. Eger “mfyz.bitbucket.io” yeni bir repository olusturursaniz ve icine index.html koyarsaniz, tarayicinizda “http://mfyz.bitbucket.io” adresiyle ulasabilir olacaksiniz.

Ucuz tablet ile Bebek Monitoru yapmak

Anne-baba’liga adim attiginizda, ilk adapte etmek zorunda olacaginiz sey, bebegin yemek yeme, uyuma ve alt degistirme sureci olacak. Yorucu ama optimize edilebilecek bir surec, ozellilkle de baslarda her bebek icin gayet standard.

Ilk haftalarda da en onemli sey bebeginizin yedigi, altina ne siklikta yaptigi oluyor. Bunun da takibini yapmaniz gerekiyor bebeginize alisip yeterli buyumeyi gosterdiklerinden emin olana kadar. Bunun takibini en iyi yapabileceginiz sey de her ogun ne kadar yedi, bugun kac kere altina isedi veya sictigini bilmek olacak. Biliyorum, garip bir sey ama bebekler icin her sey dogal ve baslangic seviyesinde. Dusundugunuzde bebeginiz hakkinda edinebileceginiz bilgi acisindan tek yol da bu zaten.

Muhtemelen birden fazla kisi bebege bakiyor olacak ve vardiya sistemine gecmeniz kacinilmaz olacak. Bunu yaptiginizda da her ogun ne kadar yemek yediler, ne siklikta altlarina yapiyorlar, bunun takibi zorlasacak. Cogu anne-baba basit not usuluyle bu takibi yapiyor. Teknolojik anne babalar icin ise yuzlerce mobil uygulama zaten var. Ben de bu surece deneysel bakiyorum ve ne kadar kolaylastirabilirim diye dusunuyorum.

Gecen sene, Amazon’un dash butonlarini hacklemeye calismistim ve bunun arastirmasini yaparken de, muhendis bir babanin, tam olarak da bu amac icin Amazon dash butonlarini hack’ledigi hakkinda bir yazi okumustum. 2 butonu hackleyip, bebegi altina yaptiginda veya isediginde, IFTTT araciligiyla bir google spreadheet tablosuna kaydediyordu. Bu servisleri birbirine baglamak aslinda cok kolay. Neredeyse hic kod yazmaya bile gerek yok. IFTTT de, ortak bir servis rolu oynuyor tetikleyebilmek icin.

Benim karsimdaki en buyuk engel, 2 bebegimin olmasi ve benim kayit altinda tutmak istedigim seyin alta yapma degil, yedikleri yemek miktarlarini takip etmek oldu. Pediyatrisyen tarafindan bize verilen ilk gorev bu oldu. Her yemek verecegimiz de de son 3-4 seferdir ne kadar yediklerini gorup ona gore miktar degisikligi yapmak veya endiselenme sinirina ne kadar yakin oldugumuzu anlamak icin son 3-4 seferki yediklerini de gormemiz gerekiyordu. Yani sadece butonlarla cozemezdim bu problemi. Bir diger problem de, vardiya seklinde paylastigimiz icin, genellikle geceleri ben sorumlu oluyorum, sabah erken beslenmelerini esim aliyordu. Ikimizde ne kadar mama yediklerini birbirimize soramayacagimiz icin kayit altinda tutmamiz gerekiyordu.

Eski, kullanmadigimiz bir tableti duvarda, son kayitlari gosterip, yeni kayit ekleyebilecegimiz bir sekilde cozum urettim ben. Yani her beslenme saatinde tablete bakip anliyorduk en son ne yediler, ne zaman yediler diye.

Duz google spreadsheet uygulamasindan daha pratik birsey istedim ve react native ile bir uygulama hazirlamayi planladim. Ancak kendimi, navigasyon, arayuz parcalama konularinda ideal methodlari planlarken buldugum icin basit bir web uygulamasi yazmayi tercih ettim ve yarim saatimi aldi baslayip bitirmem. Bu arayuzde basitce son 4-5 seferki kayitlari, ve basit bir arayuzde her bebegin kac ml ictigini secebilecegimiz bir arayuz hazirladim. Tamamen arayuz programlama ile sunucu kodu olmayan basit bir web uygulamasi hazirladim ve bazi arayuz parcalarini internetteki acik API’lerden alarak, diger parcalari da proxy yaptigim IFTTT hook’lari ile hallettim. Arka planda da flickr’dan siyah beyaz fotolari cekerek gosterdigim bir statik slideshow var. Tabii ki bu web uygulamasini da tam ekran web view ile cevreleyen bir uygulamayla sunup kiosk gibi gosteriyorum.

Tum hosting tarafini da bitbucket’da statik site host ederek yapiyorum. Boylece sunucu vs icin de dusunmeme gerek kalmiyor.

Kimin ekstra tableti var ki?

Eskisinden cok daha hizli ve fazla teknoloji cope atiyoruz artik. Eski ve kullanilmayan bir tabletiniz olabilir veya olmayabilir. Ama bu is icin alabileceginiz cok ucuz tabletler de var.

Amazon kindle fire tablet’ler artik cin’den alma tabletler seviyesine kadar ucuzlamis durumda. Hatta son model kindle fire tablet 7’yi amazon’un sik yaptigi indirimlerle bazen $35’a kadar alma sansiniz var. Acikcasi, bundan daha ucuza tablet alma ihtimaliniz de yok…

Baska bir yol da, ebay’den eski bir tablet alabilir veya aliexpress’den ucuz cin mali tabletler bakabilirsiniz.

Duvarda tablet mi asili olacak yani?

Duvara tablet yapistirmak, benim icin kotu goruntu ve katlanabilecegim birsey degil. Ben de bir ikea cercevesini hackleyip tableti sabitleyerek siyah bir karton on yuzu ile tableti gizledim. Hem ucuz hem basit eglenceli bir kendin-yap projesi oldu benim icin.

Simdi cok daha goze hitap ediyor…

iPad ve Apple Pencil’in en kullanisli uygulamasi Notability

Yillardir (20 yildir) digital kalem goruruz, yillardir da hicbirinin basarili bir deneyim verdigine inanmamisimdir. En yakin deneyimi cizer’lerin kullandigi wacom tabletler verir ama o da genellikle ekransiz oldugu icin hep garip gelmistir. Wacom’in Cintiq, muhtemelen de ekranli olup kalibrasyonu, gercek yazma ve cizme deneyimine en yakin urundur herhalde (en azindan benim bildigim).

Dijital kalemlerin basarili olmamasinin ana nedeni ekran uzerinde kaydirildigindaki gecikme. Milisaniyelerden bahsediyoruz ama gercekten hissedilir birsey. Onun icin de hicbir zaman gercek cizimi degistirecegini dusunmedim dijital kalemlerin.

Apple pencil ile bile yeteri kadar iyi degil. Ama cok yakin. Bu gune kadarki tum iPad modellerini hem isim hem zevk icin sahiplendim ve severek kullandim, hatta ilk versiyonu limited edition almayi basarmistim :). Apple pencil’i da ilk ciktiginda alip denedim ama o deneyimim de eski dijital kalemler gibi yeterince tatminkar degildi. Yanlis anlasilmasin, cok tasarimsal veya sanatsal bir yaklasimim yok olaya. Alti ustu kagit kalem yerine ekrana plastik bir seyi surterek yazmayi karsilastiriyorum. Konunun egitimsel tarafina diyecegimbirsey yok. Kesinlikle guclu ve iyi bir arac olduguna inaniyorum. Ama benim ilk deneyimimden, biraz da detayci olmamdan mutevellit, dijital kalem fikrini, steve job’sin da red ettigi gibi ben de red ettim.

Son iPad Pro 10” modeli ile, ekranin yenilenme hizi iki katina cikti. Standart yaptigimiz gunluk isler icin degisecek neredeyse hicbirsey yok bu yeni teknolojiyle. Hatta cogunlukla farkedemiyorsunuz bile. Ama yenileme hizinin artmasi, kalem ile iletisimini cok ileri goturdu diyebiliriz. Tabii ki yeni iPad’i aldim ve alirken ekranin hizini test etmek icin biraz da kalemle oynadim Apple magazasinda. Bu seferki hissiyatim farkli oldu ve en azindan yazi yazma veya basit cizimler icin yeterli tatminkarligi verdigini farkettim kendime. Apple pencil ile cizimler yapmaya basladim, malesef daha bircok cizim uygulamasi hala yazilimsal guncellemelerden dolayi hala yeni ekran hizina adapte edip hizli calismiyorlar.

Bircok cizim uygulamasinda calistim ama Notability uygulamasi aralarinda en rahat hissettigim ve eglenerek cizim yaptigim oldu. Benim kullanim seklim genellikle, fikir uretme, basit wireframe calismalari yapma ve nadiren muzik notalari gibi garip notasyonlara sahip seyleri internetteki taslaklar uzerinde kalemle calisarak yapmak. Cizimi yapmak veya yazi yazmak gercekten keyifli.

Bazen konusmak veya klavyede yazmanin, beynimize nasil bir sinir koydugunu anlamak zor, cunku cok dogal gibi de gelse, bazen sadece cizmek veya boyamak, konusmak icin caba sarfetmekten veya klavyedeki hizimiza oranla cok daha hizli uretkenlik gostermemizi sagliyor.

Notability uygulamasini, sade ve basitliginden dolayi sevdim. Dropbox’a veya google drive’a baglayip cizimlerinizin yedeklerin pdf formatinda kaydettirebiliyorsunuz. Gercekten buyuk bir bonus benim icin cunku cihazlar arasinda dosya transferi yapmakla ugrastirmiyor. iPad’de cizip, 5 dk sonra bilgisayara gecip pdf olarak kullanabiliyorsunuz dropbox ustunden.

Evden calisan baba olmak ve alternatif uyku duzenleri ile calisma saatlerini planlamak

Son 2 yildir, calisma bicimimizi ve takim yapimizi degistirerek sirketimizi dijital-yoruk haline getirdik. Tum iletisim bicimimiz, proje planlama ve dokumante etme modelimiz uzaktan calismaya uygun hale geldi. Hatta 10 kisilik takimimizin sadece 3u ayni sehirde, diger 7 takim arkadasimiz dunyanin cesitli yerlerindeler. 2 tanesi ile son 2 senedir calismamiza ragmen henuz yuz yuze tanismadim bile 🙂

Sirketimden, dogum sonrasi, babalik izni aldim 2 haftadir ve simdi tekrar ise donmus durumdayim. Ise donusum oncesi nasil bir yandan bebeklerle ilgilenip bir yandan calisabilecegim konusuna kafa yordum uzun uzun.

Eskiden okudugum birkac konuyu tekrar okuyarak hafizami tazeledikten sonra plan yapmaya basladim. Bu konulardan iki ana basligi; alternatif uyku modelleri, digeri de calisma saatlerinde odaklanma teknikleri. Sonrasinda hem uygu modelimi hem de calisma saatlerimi nasil organize edebilecegim uzerine birkac alternatif plan yaptim. Bu konuda cok daha kafayi kirip disiplinli olunabilir ama ben planimi esnek ve degisime acik halde birakmaya ozen gosterdim. Malum iki bebekle ilgilenmem gerekebilir. Asagida iki ana basligi ayri ayri inceledim;

Alternatif uyku duzeni hakkinda

Uyku, yeni anne-babalar icin muhtemelen bir numarali duzeni bozulan sey. Bence insanlar bu bozukluklari, iyi plan yapmadiklari icin yasiyorlar cogunlukla. Bunun en buyuk kontrol edilemez nedeni ise, ofise giderek calismak zorunda olduklari is duzenleri. Bir ofise gidip tek blokta 7-8 saat evden ayri kalmak ve bunun disinda kalan gune de is, bebek bakimi, kisisel zaman ayirmak tabii ki zor.

Benim, kendi saatlerimi planlama gibi bir luksum oldugu icin, ne zaman uyudugumu, ne zaman calistigimi dusunme konusunda ozgurum. Gecmiste ufak deneyler yapmis olsam da, klasik bir is duzeninde oldugum icin cok surdurulebilir degildi benim icin. Su an da bu konuya biraz akademik ve biraz optimistik yaklasiyorum. Ozellikle uyku konusunda alternatif uyku modellerini deneme firsatim oldu gectigimiz yillarda. Simdi de bunlardan bana en uygun olanini hayata geciriyorum tekrar. Zira bu alternatif modeller zaten unlu bilim adamlari veya yaratici zekalar tarafindan yuzyillardir uygulanmis ve adapte edilmis.

Bu konuya yabanci kisiler icin ufak bir aciklama yapmaliyim. Klasik bildigimiz uyku saatlerinin disinda 2 farkli ana alternatif uyku modeli mevcut. Aslinda bunlarin alt varyasyonlari olarak bir cok model var ama ikisine odaklanalim simdilik. Bu modeli hatayina uygulayan kisiler, her gun, tek seferlik 8-9 saatlik uyku yerine, birden fazla parcalara boluyorlar. En bilindik modeli “biphasic” adi verilen iki parcali uyku modeli. Bu model ispanyol ve italyan kulturlerinde siesta olarak, dunyada en bilinen alternatif uyku modeli. Bunun bir adim otesi, gunu 2’den fazla uyku bloklarina bolen insanlar… Buna da “polyphasic” adi verilen bir uyku modeli deniyor. Bu modelde cok farkli sekillerde, gunde 2’den fazla sekerleme yaparak vucudun dinlenme modelini degistirebiliyorsunuz. Bu alternatif uyku modellerinin en onemli nedeni, bir cok uygulayan icin, gundeki toplam uyku suresini kisaltmak. Zira bir cok polyphasic uykucular gunde 3-4 saate kadar az toplam uyku ile yasadiklari bilinir.

Bu hayat optimizayonu aslinda bircok unlu bilim adami, politikaci, ressam tarafindan uzun yillar uygulandi. Hatta bircok unlu isim tum hayatlarini oyle yasadilar. Bunlar icinde Da Vinci, Edison, Tesla, Churchill, Benjamin Franklin, Thomas Jefferson var.

Alternatif uyku duzenlerini bir cok farkli varyasyonda yapmak mumkun. Bunlardan populer olan modeller:

Polyphasic uyku duzenleri hakkinda daha fazla okumak icin: https://www.polyphasicsociety.com/polyphasic-sleep/overviews/

Ben iki uykulu yasamaya basladim. Benim formulum de asagidaki gibi:

Yani gece 5’den sabah 10’a kadar 5 saat uyuyorum. Bir de ogleden sonra 3’den aksam uzeri 6’ya kadar 3 saat daha uyuyarak toplam 8 saat uykuyu tamamliyorum.

Calisma duzenini bu uyku duzenine gore planlamak

Sirketimdeki beraber calistigim takim bircok farkli zaman diliminde, farkli kitalardan calisiyorlar. Birkac musterimizin de diger zaman dilimlerinde olmasi, neredeyse tum gun boyunca beraber calistigimiz insanlarin bazilarinin ayakta oldugu anlamina geliyor. Biz tum ic is duzenimizi herkese oalbildigince ozgurluk taniyarak kendi diledikleri saatte calismalarini sagliyoruz. Buna istisna tek bir gunluk toplantimiz var. Her gun saat sabah 10:15, New York saatiyle herkes bir konferans konusmaya katilmak zorunda. Genellikle 4-5 dakika suren bu toplanti, tum takimin birbirinden haberdar olmasi ve herhangi birinin digerleriyle planlamasi gereken seyler varsa, konusabilecegi hizli bir toplanti.

Ben de gunun ilk calisma blogunu bu toplantiyla baslayacak sekilde planladim. Uyku saatlarimi de dusunursek, gunde 2 uzun calisma bloklari ile arada uzun molalarimin oldugu bir plan yaptim. Bu bloklari da ufak odak bloklarina parcaladim (sprint). Asagida bunu planladigim cizimi playlasiyorum;

Bebek bakimi gibi cok dikkat dagitici bir etken varken calismak icin odagi nasil toplayabiliriz?

Bu soru daha genel bir soru olarak, genel anlamda “odagi nasil toplayabiliriz?” olabilir. Ben neredeyse 15 yildir teknoloji alaninda calisma konusunda odaklanma uzerine sayisiz deney yaptim. Bu deneylerin cogu proje yonetimine dokunan zaman yonetim teknikleri, dikkat dagitacak faktorleri azaltma uzerine tekniklerdi. Hatta birkac yil once tum takim olarak da bu deneysel yontemleri hep beraber denedik. Son 2 senedir de, odagi tek basinizayken nasil toplayabileceginiz uzerine teknikler benim icin daha anlamli hale geldi, cunku cogu zaman uzaktan tek basima calisiyor oluyorum.

Ben genel olarak pomodoro tekniliginin yapisini seviyorum. Birebir pomodoro’nun kati bazi kurallarini mantikli bulmadigim icin senelerdir modifiye edilmis halini uyguluyorum. Bana asil odagi saglayan sey pomodoro’nun yaninda kullandigim birkac arac ve disiplinli olmami saglayan birkac ekstra kural.

Yukaridaki plani, basic bir sekilde pomodoro bloklarina parcalayacak calismayi planladim (25 dakika calisma sonrasi 5 dakika mola). Bir suredir de bu sekilde calisiyorum ve cok efektif geciyor. Pomodoro yaparken en onemli konu, dikkat daginikliginizi en aza nasil indirgersiniz? Gunumuzde bir suru ekrani tasiyor, yakinimizda bulunduruyor hatta giyiyoruz. Kendinizi bi odaya kapatsaniz bile bu en buyuk engellerden biri haline geliyor. Ben altta listeledigim 3 kisa kurali disiplinli bir sekilde uyguluyorum.

1) Pomodoro suresince, kesinlikle hicbir mobil cihazi, ekrani gorunur sekilde yakinimda bulundurmuyorum. Cepte olmaz. Masada olmaz. Cogu zaman telefonu “don’t disturb” moduna aliyorum. Boylece uyarilar, telefonu titrestiremez hale geliyorlar. Buna tek istisna ailemden gelecek telefon cagrisi. Tum mobil cihazlari da ekranlari asagi bakacak sekilde koyuyorum. Boylece isiklari yansa dahi dikkatimi dagitamiyorlar. Giyilebilir teknoloji tasimayin. Tasiyorsaniz ucak moduna alin. Ben sadece apple watch’i alarmi icin, ucak modunda kullaniyorum.

2) Iletisimi, tum gun veya 2-3 pomodoro uzunlugunda kesmek imkansiz. Onun icin hangi pomodoro blogunuzun emailleri kontrol etme, cevap verme, slack’e bakma, trello’yu elden gecirme zamani oldugunu iyi tanimlayin. Geri kalan pomodoro’larda kesinlikle acmayin. Ben bunun icin mac’de “focus” adinda bir uygulama kullaniyorum. Focus, sosyal medya, zaman oldurecek siteler gibi siteleri ve belirlediginiz uygulamalari blokluyor. Yani uygulamalari da acamiyorsunuz, sitelere de giremiyorsunuz timer calistigi surece.

3) Pomodoro sureniz bittiginde kesinlikle ara verin. Ara vermek calismak kadar onemli ve alarm caldigi zaman birkac saniyede isinizi, bitmediyse durdurup masadan kalkin. Kisa molalarinizda, oturmayin ve teknolojiyle etkilesime de girmeyin. 4 saat araliklis calismak beyninizi inanilmaz yoracaktir. Bu 5 dakikalik molalar ve uzun molaniz farkina varmasaniz da beyninizin aktif calismasi kadar ihtiyaci olan birsey. Mola zamanini hatirlatmak icin kullanacaginiz arac da cok onemli. Ben sayisiz uygulama denedim, sayisiz fiziksel alarm kullandim. Hatta kendi android uygulamami ve android wear timer’imi yazdim seneler once. Su an benim icin calisan tek sey, apple watch’daki standard gelen timer uygulamasi. Haptic alarm, suresi doldugu zaman gercekten rahatsiz edecek derecede durtuyor. Masadan kalkmadan da alarmi susturmuyorum. Bu da yeterince guclu bir hatirlatici oluyor benim icin.