OpenGraph’e giriş

OpenGraph nedir?

OpenGraph Facebook’un APIsi için oluşturduğu yeni bir API (Application Programming Interface: Uygulama geliştirme arayüzü) yapısıdır. Proje, genel bir yapıda hazırlandığı için belki standartlaşma ihtimali de var fakat şu an için sadece Facebook kullanıyor.

Neden OpenGraph?

Şu an için zaten sadece Facebook ile kullanabileceğiniz opengraph yapısı, aslında bir uygulama ortamı için özelleştirilebilir esnek bir api yapısı. Yani Facebook’un klasik RESTful API’sinde Facebook’daki bilgiye ulaşabiliyor ve yönetbiliyordunuz. Bunlar hala mevcut ama Facebook’un veri yapısı için tasarlanmış methodlar olduğu için facebook ortamındaki bir facebook uygulaması bu api kanalını kullanamıyordu. Yani Facebook veri yapısına bağımlıydı.

OpenGraph’ın çıkış noktası, internetteki herşeyi içerik olarak özetlemek. Yani adresi belli olan herşey bir içerik olarak kabul ediliyor. Bunu ise linkler ile adresliyor Facebook; mantıklı bir yaklaşım aynı zamanda. Yani her url’in bir içeriği sunduğu düşünülüyor, daha spesifik olarak bu içerikleri istediğiniz kadar parametre ile detaylandırabiliyorsunuz. Bu tanımlamaları yapaken html/xhtml içeriğinizde opengraph ön ekli parametreler kullanarak yapabiliyorsunuz. Facebook’un genel opengraph parametreleri sayfa yani içerik hakkında genel bir bilgi içeriyor.

Bunlardan birkaçı;
[code=text]
og:title sayfa başlığı
og:description sayfa tanımı
og:image sayfayı temsil eden görsel
og:media sayfa, bir medya sunuyorsa onun doğrudan adresi (video, ses vb)
[/code]

Bu etiketleri sayfanıza eklediğinizde, biri sayfanızın adresini facebook’da paylaştığı zaman o sayfaya ait içeriği temsil edecek görsel, medya içeriği, içerik tanımı gibi detayları facebook yakalayabiliyor.

Opengraph’ın asıl esnekliğini görebileceğiniz şey, içeriğinizi gerçekten tanımlayacak özel değerleri kendi oluşturacağınız etiketlerle belirleyebilmeniz. Bu yapı aslında sadece facebook için değil genel bir web yaklaşımı için tasarlanmış bir şey. Yani google da opengraph etiketlerini tarayarak sayfanız hakkında özel bir indeks oluşturabilir.

Örnegin bir araba modelinin detay sayfasını tanımlarken, sadece sayfa başlığı, açıklaması veya arabanın görseli o sayfadaki içerik hakkında yeterli bilgi vermeyebilir. Özel olarak arabanın üretim yılı, markası, yolcu kapasitesi, rengi gibi değerleri de belirleyebilirsiniz.

OpenGraph’ın çıkış amacı, Facebook kullanıcılarının aktivitelerini daha detaylı ve özel bir şekilde göstermek istemesi. Facebook ilk “like” butonunu genelleştirdi ve şu anda web’de bir çok sayfada like butonunu kullanıyor herkes. Eğer bir sayfayı beğenirseniz kullanıcı profilinizde “Mehmet, XYZ sayfasını beğendi” şeklinde görünüyor. Ama OpenGraph ile hedeflenen şey, bu kullanıcı aktivitelerini uygulama geliştiricilerine iyi bir yapı ile sunmak. Şu an bir uygulamayı kullandığınızda o uygulama, uygulama içinde yaptığınız aktiviteyi daha detaylı şekilde “Mehmet Ortakoy’de fotoğraf çekti” veya “Mehmet BMW M3 ve 4 diğer araba modeliyle test sürüşü yaptı” gibi çok daha detaylı bir kullanıcı aktivitesi yayınlayabiliyorsunuz.

Bunun için Facebook geliştirici arayüzlerinde önce OpenGraph nesnenizi tanımlamanız gerekiyor. OpenGraph’da her nesne bir web adresi demek ve bu web adreslerini o içeriği sağlayan sayfalar olarak düşünün. Bir diğer parça da “aktivite” tanımı. Yukarıdaki araba örneğinde, “araba” bir nesne, ve sayfamız bir araba detay sayfası, kullanıcı aktivitesi de “test sürüşü yapmak”. OpenGraph ile aktivite, nesne tanımı yapıp kullanıcı aktivitesi yayınlamakla ilgili başka bir yazı hazırlayacağım fakat burada açıklayabilmek için daha detaylı bir örnek vermem gerekiyordu.

Neden Facebook uygulamanızı OpenGraph’a geçirmelisiniz?

Şu an halihazırda bir Facebook uygulamanız var olabilir. Uygulamada yapılan aktiviteye ilgili bir içeriği veya aktiviteyi kullanıcının profilinde paylaşıyor olabilirsiniz. Muhtemelen paylaşımda bulunduğunuz içerik genel bir durum güncellemesi gibi görünüyor, genel bir link ile başlık, açıklama ve görsel içeriyor.

Facebook kullanıcı adına paylaştığınız bu içerikleri kısa, uzun, gruplanmış veya topluluğu özetleyecek şekilde şekillendiremez çünkü her girdiyi gruplayacak veya birbiriyle ilişkisini ortaya koyacak bir bağ yok. OpenGraph burada devreye giriyor ve Facebook, nesneler, aktiviteler veya aynı aktiviteyi yapan birden fazla arkadaşınızı tek haber olarak gösterebiliyor.

Yukarıdaki örneği devam ettirsem, benim dışımda 2 arkadaşınız daha “test sürüsü” yapmışsa facebook benim aktivitemi ve değer 2 arkadaşınızın aktivitesini size “Mehmet ve 2 arkadaşınız daha test sürüsü yaptı” olarak gösterebiliyor. Hatta eğer aktiviteniz anlık değil zaman alan bir aktivite ise bunu daha önceden tanımlanmış olan bir OpenGraph özelliği olan eylem uzunluğu ile belirtebiliyorsunuz. Örnegin Facebook, şu an halen devam eden ve aynı nesneyi (yani içeriği) kullanarak aynı eylemde buluan arkadaşlarınızı tek hikayede gösterebiliyor “Mehmet ve Betül şu an Indiana Jones izliyor” (eylem: izlemek, icerik/nesne: Indiana Jones). Gurplama, sadece birden fazla arkadaşınızın aynı eylemı yapması şeklinde olmak zorunda değil. Bir arkadaşınızın aynı türde eylemi farklı nesneler (içerikler) ile yapması da düşünülebilir. Bir önceki ekran görüntüsündeki gruplanmış hikaye, benim Songza uygulamasını kullanarak Johannes Brahms playlistini dinlememi gösteriyor. Fakat songza bu haberi bu şekilde kendisi gruplamıyor. Songza’da her dinlediğim şarkı için Songza OpenGraph ile hangi şarkıyı dinlediğimi facebook’a gönderiyor. Bu içerikler aynı türde içerikler olduğu için bu şekilde tek hikaye olarak görünmeye başlıyor. Bu içerikleri tek seferde dinlemiş olmak zorunda da değilim. Gerekli gruplamayı facebook yapıyor. Biz sadece içeriklerin türleri, birbirleri ile ilişkilerini bildiriyoruz facebook’a. Ekran görüntüsünde görebileceğiniz gibi bu playlist’i tek seferde dinlememe göre değil aynı zamanda bir tarih aralığındaki (ekran görüntüsündeki hikayenin alt kısmında Jul 10 – July 16 şeklinde 6 günlük bir zaman dilimi için) benzer aktivitemi gruplayarak göstreiyor Facebook.

Yukarıdaki faydalar Facebook ortamı için olan faydalar olarak görünebilir fakat, bu hikayelerin göründükleri yerler farkettiğinizden çok daha fazla. Normalde klasik paylaşımda bulunan uygulamanız, kullanıcının profilinde bir içerik paylaştığında o hikaye sadece o kullanıcının profilinde ve o kullanıcının arkadaşlarının ana haber akışında görünüyor. Çoğu zaman ana haber akışı sayfasında (news feed) görünemiyor çünkü yorum yapılan, otomatik olmayan gönderilmiş güncellemeler sizin hikayenizi önem sırasında gerilere itiyor ve çoğu zaman görünmez hale getiriyor.

Eğer OpenGraph’de bir hikaye yayınlarsanız hikayeniz, kullanıcı profilinde gruplanıyor, eğer 5 hikayeden fazla gönderim yapmışsanız bir kutu ile uygulama adınız ve kullanıcı aktivitesi görünümü değiştirilebilir bir şekilde kullanıcı profilinde görüntüleniyor.

Yukarıda, foursquare’de son 1 ayda kazandığım rozetleri gruplanmış bir şekilde görebiliyoruz. Bu gruplamayı yine facebook yapıyor. Facebook’un geliştirici panelinde, uygulama ayarlarında OpenGraph sekmesinde bu kutuları yani gruplanacak içerik/hikaye türlerini, gruplandıkları zaman ne şekilde gösterileceğini detaylı bir şekilde ayarlayabiliyorsunuz.

Bunun dışında facebook’a bildirilen her hikaye ayrı bir şekilde anlık olarak facebook anasayfasında (news feed) sağ tarafta olan “Ticker” alanında anlık olarak görünüyor ve arkadaşınız haber akışını okuyor olmak durumunda da değil. Bunun dışında eğer birden fazla arkadaşınız aynı aktiviteyi yapıyorsa o hikaye daha üst önem sıralarına çıkıyor. Yani içeriğiniz veya aksiyonunuz birden fazla kişinin yapmasıyla daha önemli hale geliyor.

OpenGraph’ın hikayelere tıklanarak içeriklere (yani sayfanıza) ziyareti arttırdığı bir gerçek. Bu konuda TechCrunch’da veya diğer teknoloji bloglarında spotify’ın ve pinterest’in OpenGraph ile ziyaret ve etkileşim oranlarını katladığını okuyabilirsiniz. Bu iki örnek şu an iki OpenGraph başarı hikayesi olarak verilebilir.

Hazırlayan: Mehmet Fatih YILDIZ

Google plus app altyapisi yapmayi planliyor mudur?

Google plus buyuk bir sisirme ile release oldu herkes hesap aldi hicbir hareket olmadi, tam da bir google social network faili dememize ramak kalmisti ki hizli bir sekilde oyunlar sonra da marka sayfalarini acti, dolayisiyla oyun sirketleri oyunlarini google plus’a tasimaya, sirketler de markalari icin sayfalar uretmeye basladi.

Acikcasi birkac kere bilindik techcrunch, mashable ve birkac apple fan sitesinin accounlarini takip etme girisimim oldu ama hicbir zaman twitter veya facebook feedim gibi takip eder olmadim google plusu, hatta notificationlari cok dogru yerlestirmis olsalar dahi hic ilgimi cekmedi kosedeki 3-5 rakami google plus barindaki.

Sonuc olarak googel plus icin tek cikis yolu senaryom var ve bundan cok buyuk oranda eminim ki google bu konuda sadece dogru zamani bekliyor herkese sunmak icin. Bu yol da tabi ki gelistiricilere bir uygulama altyapisi sunmak, bakin facebook her gun oyuncak gibi apisini, app policy’lerini degistirip duruyorlar, kimse de gikini cikaramiyor buna ragmen her sitede like, comment butonlari, connect ile 1-click signup’lar goruyoruz. Nedeni ise uygulamalar icin bas agrisiz bir kullanici deneyimi sunmalarini saglayacak cok guzel bir arac sunuyorlar.

Google plus boyle bir altyapiyi sunsa facebook’dan cok cok cok daha guclu olacagina inaniyorum, cunku evet facebook veri sunuyor fakat veriyi sunma, gosterme vs konusunda bir arac degil, sadece veri kaynagi, su an populer cunku elindeki veri cok guvenilir yuksek oranda dogru ve tekil (fake accountlarin orani o kadar cok da degil)

Google’in harita, docs, takvim hatta gmail’e bile izinli erisim saglamasi akilalmaz uygulamalar gelisebilecegini gosteriyor bana. Ha insanlar bir parca yapiyor bunu zaten. Tabi senaryo bu kadar kolay ve parlak degil. Google nasil yapacagini bir sekilde cozmeli ve elindeki kisisel veriyi dogaltmanin yolunu bulmali. Kimse google’daki profillerini doldurmaya yeltenmiyor, dogru bilgi sunmaya calismiyor.
Eger google bu altyapi ile dogru bilgileri sunabilir hale gelirse facebook’a zor zamanlar yasatabilir tabi facebook’un sadece izleyici oldugunu varsayiyorum bu senaryoda 🙂

Ne kadar cenemizi yorsak da popcorn’umuzu hazirlayip izlemek disinda yapabilecegimiz birsey yok.

Bu yil tumblr 1 milyar yazidan 10 milyara cikmis

Gectigimiz yil tumblr aktivitesi 1 milyar yaziya ulasmisti, simdi 1 yil icinde 10 katina ulasmis. Sasirtici degil aslinda, cunku mikrobloglarin populerligi gittikce artiyor, herkes uzun uzun seyler yazmaya degil gereksiz ve daha kisa yayilabilir seyler uretmeyi seviyor. Herseyin bu kadar hizli tuketildigi bir ortamda daha hizli tuketilecek seyler ureten kaynaklari daha cok seviyor insanlar, twitter, facebook (status update’ler) ve benzeri servisler bunu sagliyor.

Ancak tumblr’i bu kadar basit bir keseye koymuyorum, arayuzu ve kullanilabilirligi ve sifirdan bir blogsa sahip olup icerik uretmeye baslamanin bu kadar kolay olmasindan dolayi bu servisi basit gormuyorum, tam tersi basitligi saglamadaki sofistikeligi en dogru uygulayan startuplardan birisi oldugunu dusunuyorum. Ofislerinin bizim ofise yakin oldugunu hatirladikca gidip kapilarini calip tanismak istiyorum aslinda ekibiyle.

Neyse, hem bir startup olarak hem de sosyal bir ag olarak bu kadar istikrarli ve hizli gelismlerini kullanicilarin gozunde love mark olabilmis olmasina veriyorum. Hakediyorlar da…

Kaynaktan aldigim yazidaki tumblr’a iliskin istatistikleri hizlica siraliyorum. Tumblr 1 yilda sayfa goruntulemesini 1,5 milyardan 13 milyara cikarmis, su anda 28 milyon blog ustunde gunde 36 milyon yazi yaziliyormus.

Kaynak: http://goo.gl/Qw7QU

Sosyal siteler

Son 5 yil icinde sosyal networkler fcok hizli bir sekilde populerlesti, hatta facebook deve donusup google gibi bir lideri sallayacak konuma geldi. Bu detaylari yazmama gerek yok piyasada bunlari takip ettiginiz milyon tane blog var zaten. Ben isin web gelistiricileri tarafindaki gidisatini sizlerle paylasmak istiyorum.

Bu sosyallesen ve web 2.0 kavraminin gercekten oturdugunu hissetmemizi saglayan tek sey sitelerin yani web uygulamalarinin birbirleri ile cok guzel haberlesmeye baslamalaridir. Bunu bu kadar iyi anlamamizi saglayan orneklerden biri yine aslinda facebook. Tabi ki google veya yahoo servislerinde de bircok yontemle haberlesiyorduk fakat ortak bir dil/standart yoktu. Simdi ise her yer API doldu. Yani uygulamalar artik aralarinda en azindan bazi standartlara uyarak haberlesmeye basladilar. Bunun en buyuk ornegi oauth apileridir. Su an elinizi nereye atsaniz yakalayacaginiz sitelerin cogunun apisi var. Aslinda bu gelismeye cok olumlu bakiyorum ben. Cunku artik sitelerin verilerini kendilerine saklama gibi bir tavri yok.

Cok basit bir ornek vermem gerekirse, yillardir kullandigim delicious servisi yahoo tarafindan alindiktan sonra servisin yayin hayatini sonlandiracagi yazildi her yerde. Bir parca gercek de olabilir, onemli degil, olagan seyler bunlar. Ancak kullanici olarak ben yillarca tagledigim bookmarklarimi kaybetme tehlikesi sezdim. Bu gelisme bundan 10 sene once olsa oturup giden bookmarklarima dua etmekten baska secenegim olmazdi. Ya da tek tek oturup bookmarklarimi kopyalamaya calisirdim. Ama butun icerigi koruyacagim tartisma konusu olurdu.

Simdi ise, aninda birileri bir arac gelistirip, kullaniciya api erisim izni sorarak sizin bookmarklarinizi evernote veya baska formatlarda okunabilecek sekilde export etmenizi saglayabiliyor veya boyle bir araca gerek duymadan bir uygulama gelistiricisi olarak siz de apiye kendi uygulamanizla baglanip istediginiz sekilde verinizi kullanabilirsiniz.

Tehlike ve avantaj

Bu isin tek tehlikeli olmaya basladigi bir konu var, o da internette her yer kopya iceriklerle dolmaya baslamasi. Bunun rahatsiz edici yanini orneklemem gerekirse, her gun takip ettigim yuzlerce twitter hesabinin binlerce tweetini cok hizli sekilde okumam gerekiyor ve okudugum icerigin yarisindan fazlasi otomatik uretilen veya kopya icerik. Eger icerigi kaliteli ise bunun kotu bir yani yok. Yani mesela mashable’da post edilen bir haberi tweet’den okuyarak ulasiyorsam problem degil ama insanlarin foursquare check-inlerini gormek beni rahatsiz ediyor. Eger bu sayi okudugunuz 10 tweetin 1-2 tanesini kapsiyorsa dayanilmaz olabiliyor. Bu acidan dusunuldugunde api kullanimi her yere uymuyor. Yani bunu gereksiz kullanacak insanlar her zaman oluyor.

Fakat bunun cok guzel bir yani var, mesela cok spesifik bir konuda bir web sayfasi yapiyorsunuz ve bu sayfanin icinde twitter’da konusulan tweetleri hashtage gore sayfanizda gostermek istiyorsunuz. Cunku kullanicinin bu akisi o sayfada gormesi oldukca anlamli veya degerli olabiliyor. Insanlarin aliskin oldugu servisleri uygulamaniza entegre ederseniz sadece uygulamanizin kullanilabilirligini kolaylastirmis olmuyor ayni zamanda hazir olan icerige de ulasabiliyor oluyorsunuz. Yani konu sadece yeni icerigin dis kaynaklarda toplanmasi degil. Hatta o, isin onemsiz kismi. Mesela arkadaslik uzerine kurulu bir uygulama yapiniz var ise insanlarin facebook hesaplarina ve arkadas listesine api araciligiyla erisip kullanicinin karsisina cikarmaniz hem kullanicinin saniyeler icinde, bazen 1-2 click ile sizin ana fonksiyonunuza erismesini saglayabiliyorsunuz.

mfyz.com?

Artik neredeyse hic yazi yazmadigim mfyz.com hakkinda tabi ki planlarim var. mfyz.com’um su an gezdiginiz (v0.7) surumunu kodlarken sadece flickr apisini kullanarak tum galeri bolumunu flickra devretmistim. Bu konuda cok rahatim. Hem cok daha az kod yaziyor hem de bu bolumun yonetimi icin zaten surekli kullaniyor oldugum flickr hesabima masaustu araclarimi kullanarak cok hizli fotograf yukleyebiliyorum. Sitede gorunmesi icin o fotografa mfyz.com etiketi eklemem yetiyor. Sanirim bu ornek isin kolayligini ve avantajini iyi ornekliyor.

Ne zaman olacagini bilmiyorum ama bir sure sonra codeigniter kullanarak, test edilebilir bir kod ile, bircok dis kayanak kullanilmis bir mfyz.com hazirlamayi planliyorum. Ornek veriyorum butun yorum ve forum cevaplarini disqus ile yonetmeyi, butun resimleri yine flickr ile, dokuman iceriklerini belki bir wiki motoru ile, kullanici yonetimini codeigniter’in bir kullanici yonetimi kutuphanesi ile ya da tamamen facebook connect ve twitter oauth ile, belki arayuzdeki bazi kisimlari jquery pluginleri ile sunacagim.

Eskiden bu tarz servisleri esnek kullanabilme sansiniz yoktu. Kim ne kod verirse onu kullanmak zorunda idiniz. Ancak wordpress, thumblr gibi servisler arayuz konusunda bir motor ustunde herseyin yapilabilecegini herkese ispatladiktan sonra isler degisti. Zaten bu isin kolay kismi. Eger biraz daha zaman harcayip apileri kullanarak kendi arayuzlerinizi cizmeyi tercih ederseniz zaten bu noktada ozgun bir is cikarmamak icin tek engel kendiniz kaliyorsunuz.

The Social Network

Facebook film oluyormuş; e 500 milyon sınırını aştıktan sonra devliğini daha çok hissettiğimiz bir şirket haline geldi. filmde Mark Zuckerberg’in facebook’u kurması ve büyümesi sırasında yaşadıklarıyla ilgili imiş.

Zaten David Fincher etkisini hissedeceğiz gibi. Çünkü konu olarak beni çeken bir film değil açıkcası. Ama yönetmenlik, senaryoyu ele alma tarzı için görülmesi gerekir bir film olacağını tahmin ediyorum.

Detaylı bilgi isteyener filmin IMDb sayfasından http://www.imdb.com/title/tt1285016/ veya official sayfasından http://www.thesocialnetwork-movie.com/ bilgi alabilir, fragmanını izleyebilir.

Sosyal Medya’nın dibine vurmak


“Sosyal medya”, “Sosyal medya” diyip duruyorlar. Her yer sosyal medya, her yer sosyal medya uzmanı! Bu günlerde, özellikle bu yıl bunu o kadar çok duyuyoruz ki, yazılımın içinde, dışında, kampanyaların içinde dışında, her yerde.

Evet duymak güzel birşey ama sanki salgın gibi gelmeye başladı bana. Hani 2000lerde fln MMOPRG’dan dolayı fln insanlar ölürdü ya, onun gibi. Enfekte içinde ben de varım. Büyük bir vaktimi friendfeed’de geçiriyorum. Tamam belki bazı şeylere, bilgilere, etkinliklere daha yakınım saniyesinde haberdar oluyorum fakat bir yandan gizlilik (privacy) paranoyasını depreştiriyor.

Yani herşeyimizi paylaşmaya başladık.

  • Facebook ve Flickr’da fotograflarımızı,
  • Friendfeed ve twitter’da o an ne yaptığımızı,
  • Google reader’da neleri takip edip neleri okuduğumuzu,
  • Last.fm ve grooveshark’da ne tür müzik dinlediğimizi,
  • Tumblr, soupio, postreous gibi microblogging servislerinde anlık bloglama ile deneyimlerimizi

Paylaştıkça herşeyimizi ortaya seriyoruz. Bazı insanların çok hoşuna gidiyor, ben de rahatsız değilim.

Sanki birşeyler yanlış gidiyor, bir gün biryerlerden patlayacak bunlar, ama ne zaman ve nasıl?

Belki bir gün psikologların literatürüne bir tür bağımlılık, bir rahatsızlık olarak geçecek.

Facebook paylaşım detaylarını kişiselleştirme

Biliyorsunuz Dünya’da Facebook kullanımında üçüncüyüz (2010 2. Çeyreğinde). Facebook kullanımı ve Türk milletinin facebook’da geçirdikleri vakit çok ve paylaşmayı seven bir millet olduğumuzdan her şeyi, sayfaları, etkinlikleri vs sürekli paylaşıyoruz. Link veriyor, video paylaşıyor, yorumlar yazıyoruz.

Şu an birçok kampanya şekillendirilirken sosyal medya entegrasyonu, sosyal medya yayılımı/dağıtımı düşünülerek tasarlanıyor. Hatta birçok kampanya sadece sosyal medya ile işler halde kurgulanıyor.

Neyse, bir web geliştiricisi olarak bir çok sayfa üretiyorsunuz, bunların paylaşılırken nasıl göründükleri, arama motoru, paylaşım botlarının sayfanızı otomatik olarak tanıdığını fakat nasıl tanıdığına belki dikkat etmiyorsunuz.

Facebook dışında metalardan görsel, video alan sosyal medya araçları var. Bu servisler aslında basit meta etiketlerindeki title, description, keywords bilgilerini kullanıyor fakat biliyorsunuz ki görsel ile desteklemek her zaman içeriğinizi daha zengin ve doğru gösterecektir. Aşağıda geniş bir örnek ile birkaç ek meta etiketi ile içeriğinizi botlara nasıl anlatacağınızı göstereceğim.

 

Yukarıda gördüğünüz önizleme, sayfanız paylaşıldığı zaman çıkan görsel ve metinlerdir. Facebook paylaşımları 3 parçadan oluşmaktadır. Sayfa görseli, başlığı ve açıklaması.

Görsel belirleme

Facebook sayfasında çıkan görsel eğer siz meta tagler ile belirlemediyseniz, sayfa içinde bulunan imajlardan otomatik olarak seçilir. Ama genellikle anlamsız imajlar ortaya çıkmaktadır. Bunu belirlemek için az sonra bir meta etiketi ile bir imaj göstereceğiz. Her sayfanız için özel bir görsel belirleyebileceğiniz gibi tüm siteyi anlatan tek bir görsel kullanarak da bu imajı belirleyebilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz nokta, kullanacağınız görselin boyutları arasındaki orandır. Facebook zaten sizin görselinizi resize edecektir fakat eğer belirttiğiniz görsel genişliği ile yüksekliği arasında katlarca fark varsa, yani fazla geniş veya fazla uzun görseller ise facebook bu görselleri görmezden gelecek ve resimsiz çıkacaktır. Genel bir görünüm oranı olan 4:3 veya 16:9 gibi resim formatlarını kullanabilirsiniz. Yani eni boyundan biraz daha uzun olan imajlardan bahsediyorum. Ayrıca bu imajın boyutunu kocaman bir wallpaper olarak koymayın. Zaten maksimum 100px genişlikte görüntülenecektir. Yani siz burada 200px genişlik 150px yükseklikte bir imaj hazırlayarak iyi bir oran yakalayabilirsiniz.

İkinci konu da görselinizin içeriği. Bu görselde çok fazla metin de kullanmayın, çok fazla resimsel format da. Yani burada kullanacağınız şeyin basit bir banner olduğunu düşünerek bir slogan ve bir ikon veya bir artalan fotografı üzerine bir logo da olabilir. Aşağıda örnek olarak hazırladığım bir imajı görebilirsiniz.

Eklenmesi gereken Meta etiketler

Aşağıda örnek bir kullanım göreceksiniz :

title ve description’da sayfa başlığı ve sayfa özeti yer alacak, image_src’de de yaptığınız görselin adresi yer alacaktır. Bu meta etiketlere sahip bir sayfayı facebook’da paylaşmak isterseniz yukarıda verdiğim önizlemedeki gibi bir sonuç elde edersiniz.

Sadece imaj değil, sayfa içerisindeki video ve ses dosyalarını da paylaşırken belirterek friendfeed gibi servislerde taranabilmesini sağlayabilirsiniz fakat yukarıdaki kullanım genel olarak tüm sayfalarda kullanılan çözümdür.

Eğer bu konuda bilgi edinmek isterseniz veya bu konuyu daha detaylı incelemek isterseniz Facebook Dökümantasyonundan bilgi alabilirsiniz.

Paylaşım

Sayfanızın paylaşılması için facebook share butonları ekleyebilir (http://www.facebook.com/facebook-widgets/share.php) veya doğrudan kendiniz link ile http://www.facebook.com/sharer.php?u=YOUR_URL şeklinde get methodu ile sayfa adresinizi bu adresin sonuna urlencode eidp eklerseniz facebook botu sayfanızı anlık tarayabilecektir.

Ya da normal şekilde insanlar sayfa adresinizi kopyala yapıştır yaparak facebook mesajlarına, news feedlerine ekleyeceklerdir.

Twistory ile twitter geçmişinizi takviminize yedekleyin

Twitter geçmişinizi yedeklemeyi belki hiç düşünmediniz ama bu araç twitter geçmişinizi post tarihlerine göre ical takvim dosyası şeklinde almanızı sağlıyor. Basit bir şekilde twitter kullanıcı adınıza göre ical dosyası şeklinde export alıyor ve icalendar, google takvim veya outlook’unuza import edebiliyorsunuz.

Şuradan devam edin twistory.net

Benim dalgam senin dalganı döver!


Google Wave çıktı, büyük bir ses ile çıktı, insanlar facebook’un tahtını kapacak fln dediler, insanlar günlerce invite aradı (biz de), e invite aldık içeri girdik, ne anlaşılır bir yapı ne de user friendly bir kafa. Sosyal medyanın kendi kendine virütik özelliğini kapamamış bir araç çıktı.

Teoride plug-in, extension, oyunlar, araçlar ile iletişimi zenginleştirme gibi amaçları var belki şu an closed-beta olmasından dolayı mıdır bilmiyorum ama kimse girip wave içinde zaman geçirmeye çalışmıyor. Friendfeed gibi akıcı bir yapısı yok.

Sonuç olarak ileride neler olur bilmiyorum ama bana göre google wave başlangıcı fail olmuş bir proje. Gmail veya google reader/calendar gibi eski örnekleri değerlendirdiğimde onların başlangıcı her ne kadar kapalı-beta başlasa da bu kadar “insanların hayal kırıklığı” ile sonuçlanmamıştı.

Not: Başlığı her türlü yorabilirsiniz, ne kadar fesat olduğunuza bakar 🙂