Bilgisayar kurtları için en iyi işleri yoluna koyma methodu – Todo.txt

Eger isinizin cogunu bilsayar basinda geciriyor ve bilgisayar kurduysaniz, muhtemelen zaman yonetiminizi yapmak icin GTD (Get(ting) Things Done – “Isleri Yoluna Koyma”) teknikleri denemissinizdir. GTD genel bir yaklasim olup cok sayida farkli yontemi ve uygulamasi mevcut. Dogru yontemden cok “kendi yonetiminiz”in gecerli oldugu bir konu oldugu icin de, surekli bir “bilgisayar uygulamasi”, “servis” arayisi icinide olmak kacinilamaz. Ben sayisiz yontem, uygulama, servis, arac deneyip bana uygun olani yillarca devam ettirdim.

Gunun sonunda, kendimi basit liste yapabilecegim uygulamari kullanarak buldum.

Zaman yonetimi vs gorev yonetimi uygulamalari

Arastirdiginizda, o kadar cok uygulama goruyorsunuz ki bu konuda… Hatta ben de kendi uygulamalarimi yazdim (4 tane masa ustu, mobile ve giyilebilir cihazlar icin). Bir cok uygulama, zaman yonetim methodlarini da dahil ederek daha komplike hale geliyor. Benim icin en etkili zaman yonetim methodu pomodoro oldu. Hatta pomodoro da tek basina yetmiyor, yardimci birkac arac kullaniyorum dikkat daginikligini en aza indirgemek icin. En basit ve guzel pomodoro da gercekten mutfak alarmi kullanarak oluyor. Yani bunun icin bi yazilima ihtiyaciniz yok. Saatinizdeki alarm bile daha etkili olacaktir.

Ama nihayetinde zaman yonetimi methodu ile gorev listesinin yonetimi farkli seyler. Bir arada yapmak genellikle daha cok zaman aldi benim icin.

Format(sız)

Gorev listemi duzenlemek icin de, basit formatlarda, uzun sure evernote, sonra quip kullandim. Duzenli sekilde haftalik yapmak istedigim gorevleri listeleyip tek tek ilerlemek en etkili yontem oldu benim icin. Cunku diger tarafta sayizi uygulama var bir seyi biraz daha degisik yapan. Ve neredeyse hic birinde odagimi dagitmadan o uygulamanin ozelliklerini kullanarak calisamadim. Genellikle ters tepip, yeni ozellige dikkat dagitarak surekli “duzenleme” modunda buldum kendimi. Ama en etkili yontem yine duz liste yapip onu takip edebilmek oldu.

Yani bir “gorev”i dusundugunuzde onunla ilgili diger detaylarin hepsi aslinda teferruat. Gorev icin tek ihtiyaciniz olan sey tek kisa cumlelik aciklamasi ve hangi sirada yapilacagi. Yani onem sirasi.

Tabi ki kullanisli araclar hayatinizi kolaylastiracaktir ama gorev listesini yonetmek icin bu iki seyi yapmanizi saglayacak her sey yeterli olacak, fazlasi yikici etkide olacaktir. Benim icin bunun disinda birkac kriter vardi arastirdigim araclarda:

  • Programlanabilir bir arayiz. API veya komut satirindan istedigim zaman sorgulama yaparak “son bitirdigim 3 gorevi goster” gibi seyler yapabilmek isteyebiliyorum. Bunun da ana amaci otomasyon ile islerimi kolaylastirmak. Ama tamamen bonus. Calismami kesinlikle etkileyecegi bir yani yok bunun.
  • Satir renklendirmesiyle en basitiyle, bitirdigim gorev ile hala listemde olan gorevleri secebilir olmak. Bunun otesinde renklendirme ile bazi seyleri daha hizli secebilir gozum ama yine kesinlikle isimi aksatan birsey degil.

 

Todo.txt

Yillarca farkli seyler denedikten sonra, uzun bir sure de formatsiz listelerde gorev listemi yonettikten sonra Todo.txt tanimlamasiyla karsilastim. Basta cok basit ve sikici geldi kulaga ama birkac here uyguladiktan sonra cok sevdim. Todo.txt cok basit seviyede tasarlanmis bir yaklasim yine. Birkac farkli uygulama bulabiliyorsunuz Todo.txt icin ama, yeterince farkli uygulamalarla karsilasmamaniz da normal, cunku Todo.txt tanimi bu uygulamalara ihtiyac duymadan listenizi organize edebilmenizi sagliyor. Komut satiri yardimcisi ile de sorgulama, guncelleme yapabiliyorsunuz.

https://github.com/todotxt/todo.txt

todo.txt formati o kadar basit ki tek satirlik bir ornekte tum tanimlamalar aciklanabiliyor:

Gorsel ingilizce ama sadece ornegi okusaniz bile anlayabileceginiz basitlikte. Normal bir txt dosyasinda her satirin bir goreve denk geldigini dusunecek olursaniz, satir basina konan “x” ve boslugun o gorevin tamamlandigina, yine satir basinda parantez icinde buyuk harf alfabenin harf sirasina gore onem sirasi verilebilecegine ve birkac daha ozelligin desteklendigi bir format.

Ben bu format icinde de daha basite indirgeyip sadece “x”, yani bir gorevin tamamlanip tamamlanmamsiyla ilgileniyorum. Benim listemin 95%’i duz satirlar ve x isaretcisiyle dolu.

Bu formati sevmemin bir diger nedeni de herhangi bir platformda herhangi bir araci, metin editorunu ve bulut saglayicisiyla senkronizasyonu saglayabiliyorsunuz. En basiti “sublime text” gibi yetenekli bir metin editoru kullanip txt dosyanizi dropbox’da saklayarak mobil platformlardan ulasabilir ve dropbox APIsi ile gorev listenizi otomatik programlanabilir hale getirebiliyorsunuz. IFTTT bile birkac tik ile herhangi bir seyi dropbox’daki todo listenize ekleyip goreve donusturebiliyor eger anlamli bir kullanim alaniniz varsa.

Ben bir sure sublime text ile kullandiktan sonra kendime daha kodlanabilir basit bir metin editoru hazirladim. Varolan acik kaynak kodlu bir projeyi modifiye ederek kendime gore uyarlayip sadece gorev listemi yonettigim bir uygulama olusturdum. (Benim uyarladigim uygulamayi, acik kaynak olarak, suradan indirebilir, yeni ozellikler ekleyip katkida bulunmak isterseniz buradan bulunabilirsiniz: https://github.com/mfyz/todox).

Mobil’de ise hala basit metin editorleri kullanarak yonetiyorum listemi. iOS cihazlarda Textastic adinda Textmate/Sublime es degeri bir uygulama var. Ara sira kod yazmak icin de kullandigim bu uygulamaya Todo.txt kod renklendirme ozelligi kurdum.

Bir yildan fazladir “ekransiz cumartesi” yapiyorum

Digital nesilin ekransiz zaman gecirmesinin gerekliligine derinden inanimyorum. Ekransizlik konsepti “sabbatical” denilen akademik “mola”ya benzeyen, teknolojiyle, ozellikle ekranlarla etkilesime gecmediginiz bir sure.

Bu konuyu biraz parcalayarak inceleyelim.

Ekranlarla calisan insanlar

Ben bir internet calisaniyim. Isim teknolji’yi uretmek. Gunluk tempomda, dusunme, arastirma, yazma, planlama, yonetme, uretme, kurallari degistirip teknolojiyi daha akilli hale getirmek icin gunumun 12 ila 15 saate yakinini ekran basinda geciriyorum bunun buyuk cogunlugunu bilgisayarda, ufa kbir kismini mobil cihazlarda yapiyorum.

Benim gibi isinini cogunu bilgisayar basinda yapan, teknoloji uretmese de isini yapmak icin bilgisayar ve yazilimlari kullanan cok profesyonel var. Benim kadar veya daha fazla zamanini ekran basinda geciriyor bu kisiler.

Ekranli tembel

Isini ekran basinda yapanlarin disinda insanligin buyuk bir cogunlugu “izliyor” veya “tuketiyor”. Belki de zamanini ekran basinda geciren insanlarin (tum insanlari dusununce) buyuk bir cogunlugu sadece tuketiyorlar. Bu, televizyon neslinden gunumuze ve gelecege olan dogal bir gecis aslinda. Kevin Kelly’nin buna cok uygun bir tanimi var “tuketim” yerine “ekran-liyoruz” diyor. Yani ekran basinda birsey izlemiyoruz, birsey okumuyoruz. Daha cok goz gezdirip tum gun ekranimizi kaydiriyoruz. Sonu olmayan bir ekran kaydirmasi…

Bakacak cok fazla ekranimiz var

Sadece “bir” ekrana bakmak degil mesela, her yerde ekran var. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, tv ekranlari ve son olarak giyilebilir ekranlar. Her gun her anda yanimizda birden fazla ekran tasiyoruz.

Herkesin dikkatinin daginik olmasi surpriz degil

Uzun suredir teknolojinin etkisi uzerine farkli dallarda kitaplar, yazilar okuyorum. Yakin zamanda bir suredir kucuk cocuklarin gelisimini (iki ufak cocugum oldugu icin), konuyla daha ilgiliyim.

Bir cok yazida tutarli olarak gordugum bir tekrar var bu da ekran basinda geciliren zamanin daha cok zararli oldugu yonde, ozellikle ilk birkac yaslarda. Beyinin nasil calistigini ve gelisimini dusununce mantikli da geliyor. Insan beyni, cevremizde seylerde yumusak hareketler gormemizi bekler. Doga’da birseyler aninda kaybolmaz veya aninda gozumuzun onunde belirmez. Birseyin aninda hareket etmesi demek, beyin icin “tehlike” demek. Cok da mantikli. Cunku cevremizde birseyler hizli hareket ediyorsa, dogada dusundugunuzde beynin tepkisi “tehlikeden kac, uzaklas” oluyor. Vahsi dogada, avci bir hayvandan kacmak veya ustunuze gelen birseyden kendinizi korumaniz demek, bunun icin de beyin, vucudumuzun ufak miktrarlarda da olsa stres hormonu, adrenalin gibi hormonlari salgilamasini saglar bu durumlarda. Yani aninda degisen goruntuler, hizli hareket eden imajlar genel olarak beyine ve vucuda zarar veren seyler. Cok tanidik degil mi? Herhangi bir tv programini dusunun 🙂

Yeni nesilde, dikkat daginilikli bozuklugu (ADD) oraninin yukseldigi gozlemleniyor duzenli olarak.

Biraz ara ver, beynini sogutmaya birak

Teknoloji ve ekranlara maruz oldugumuz kesintisiz bilgi akisini biraz durdurmanin formulu cok basit. Azcik ara ver. Azcik derken anlamli bir surede. Ekranlara bakma, teknolojik aletleri kullanma (internete bagli). Benim icin haftada bir gun cok guzel ise yarayan bir sure oldu. Belki 6 ayda bir veya senede bir, bir haftalik bir mola vermek de cok yapici olabilir. Bu yeni bir konsept degil merak etmeyin 🙂 Biz buna sadece “haftasonu” veya “tatil” diyoruz…

Teknolojiyle tembellesmek

Sadece ekranlara bakmak da degil mesele. Genel olarak teknolojiye bagimliligi kirmak asil konu. Cunku farkinda degiliz ama cok temel bilgileri beynimizde saklama gereksinimini unutuyoruz. Mesela yon/harita bilgisi, alisveris listesi gibi. Hersey telefonda cunku…

Ilk ekransiz gunumde, farkinda olmadan garip bir durumda buldum kendimi. Bir onceki gun yoga dersi ayarlamistim, ders saati yaklasinca evden ciktim ve studyo’nun yerini bilmedigimi farkettim. Cunku hep google maps’den bakiyordum ilk defa (hatta birkac kere gidene kadar). Birkac farkli sokagi deneyerek buldum neyseki ama bu kadar basit bir bilgiyi bile akilda tutmama tembelliginde oldugumu farkettim. Sonraki hafta gidecegim yerlerin kapi/sokak adreslerini not etmeye basladim.

Bazi seyler teknolojisiz daha yaratici ve daha keyifli

Bir cok guzel sey oldu bu ekransiz Cumartesi’leri:

  • cok daha fazla kitap okumaya basladim
  • bircok farkli egzersiz yapmaya basladim, kosu, yoga, bisiklet, doga yuruyusu,
  • yerli pazarlara, butik magazalara, rastgele gezerek kesfetmeye daha cok zaman ayirabildim,
  • Cumartesileri icin cok daha fazla plansiz yaklastim veya ciddi planlar yapmamaya basladim. Gunun gidisati daha kendi halinde olmaya basladi cogunda,
  • cok daha fazla arkadasimla gorusmeye basladim,
  • meditasyon yapmaya daha cok zaman ayirabildim,
  • daha cok yazmaya basladim,
  • daha cok hayat planlari yapmaya basladim

Bir yildan fazla oldu ve hayatimin bir parcasi artik. Yilin sonunda biliyorum ki yilin en azindan 5’de birini ekransiz gecirdim.

Istisnalar

Ekransiz Cumartesilere birkac istisnam var. Seyahat ettigimde ekrana ihtiyac duyuyorsam bakiyorum veya teknolojiyi kullaniyorum. Eger cok ciddi bir isim varsa calismam gerekiyorsa calisiyorum (yilda 2-3 kereden fazla olmamasina dikkat ediyorum, yoksa her zaman onemli isler var). Ekranlarla etkilesmem gerekiyorsa sadece birkac dakikaligina ve SADECE muzik acmak icin kullaniyorum. Ayrica, sadece “kindle”i ekranli cihaz kategorisinden cikariyorum ve kindle kullanimimi sinirlamiyorum cunku hem kindle ekranlari yansitma isik oldugu icin fakrlilar, hem de kitap okumak disinda baska birsey yapamayacaginiz icin tehlikesi yok.

Uzayda şu anda kaç kişi var? IFTTT ile bunu öğrenebilirsiniz

Uzayda şu anda kaç kişi var? Uzay’i izlemek gibi eglenceli bir konuyu anlatacagim 🙂 “If This Then That”i (kisaca IFTTT) severek kullaniyorum yillardir. Ilk defa duyanlar icin, “Internet Robotu” diye cevirebilirim IFTTT’i. Turkce’ye dogrudan cevirirsek “soyle oldugunda boyle” denebilir. Yani “soyle birsey oldugunda → boyle birsey yap” seklinde senaryolar kurabiliyor ve birden iki internet servisini birbirine baglayip komutlar verdirebiliyorsunuz otomatik.

Örnegin;

  • Facebook’a fotograf koydugumda → Dropbox’a kaydet
  • RSS’de yeni yazi yayinlaninca → Bana SMS at
  • Hava durumu yagisli oldugunda → Twitter’da “bugun semsiye almalisin” diye tweet at

Yani basit bir “olay” → “aksiyon” baglantisiyla programlama yapmadan internetteki hesaplarinizi programlayabiliyorsunuz. Neredeyse tum populer servisler IFTTT’de var. Boylece her servisin tasarladigi “olaylar” ve “aksiyonlari” birbirine baglayabiliyorsunuz.

IFTTT'in eglenceli ornekleri

Uzayi nasil izleyeceksiniz?

Ben IFTTT’de bir suru farkli seyi birbirine bagliyorum, cogu isle ilgili seyler ama arada eglencelik seyler de yapiyorum. En eglencelilerinden biri de NASA’nin “uzaya bir insan ciktiginda” olayini slack’e baglayarak “uzay” kanalina cikan insanlari post ettiriyorum.

Uzayda şu anda kaç kişi var? Slack'de boyle takip edebilirsiniz

Quip’i yazili iletisimimizde kullanarak takim etkilesimimizi nasil artiriyoruz

Bu yazida, is icin, takim iletisiminde kullandigimiz bir aractan, Quip’den soz etmek istiyorum. Daha once yazili iletisimin onemi uzerine yazmistim: https://mfyz.com/tr/yazili-iletisimden-iyisi-yok/. Eger okumadiysaniz, once o yazidan baslamanizi tavsiye ederim.

Biz Quip’i kullanarak takim etkilesimimizi oldukca artirdik ve yazili, kalici iletisimimizin cogunu Quip’e tasidik. Ben kisisel olarak Quip’i ilk ciktigindan beridir kullaniyorum. Basitligi ve sadeliginin yani sira, mobil uyumu, en onemli kullanma nedenlerimden. Gercek zamanli guncellemelerle birden fazla kisi guzel bir etkilesimle dokumanlar ortaya cikarabiliyor. Google docs gibi alternatiflere kiyasla da cok daha rahat, kolay hissediliyor kullanilmasi.

Kisisel olarak, Quip’i kullanmaya basladiktan kisa sure sonra tum notlarimi Evernote’dan ve iCloud’dan tasidim. Su anda da tum not alma ihtiyaclarimda ilk aklima gelen arac Quip oluyor. Bulut servisi oldugu icin herhangi bir cihazdan istedigim anda not almaya baslayabiliyor veya birinde birakip digerinden devam edebiliyorum. Kisisel olarak tuttugum tum notlari, yapacak islerimi, hatta mfyz.com‘da yazdigim bu yazilari da once quip’de hazirliyorum.

Is amacli da, takimimizda quip’i gun icerisinde defalarca kullaniyoruz. Hatta bazen email, tarayici uygulamarindan cok zamanimiz quip’de geciyor. Ortalama 10-15 dokuman olusturuyor veya duzenliyorum ben kisisel ve is icin.
Quip’i baslica su konulardan dolayi kullaniyoruz takimimiz icinde;

  • Transparanlik – her takim uyesinin her seyi gorebilmesi, erisebilmesini destekleyen transparan bir kulturu destekliyoruz.
  • Quip sayesinde kimin ne ustune calistigini gercek zamanli gorebiliyoruz.
  • Quip ile yazili dokumanlarimizin duzenleme gecmisini, yorumlari takip edebiliyoruz, boylece sadece sonucu degil, uretim asamasinin gelisimini de gorebiliyoruz.

Quip’i dogru kullanabilmek icin uyguladigimiz birkac oneri var hizlica paylasmak istedigim:

  • Tum bildirimleri kapatin. Sadece “@” ile birbirini etiketleme ozelligine ait bildirimleri acik tutmaniz yeterli.
  • Dokumanlarinizi iyi organize edip hangi kalsore kimin erisiminin oldugunu ayarlayin ve onemli klasorler icin, bildirimleri klasor bazinda ayarlayin.
  • Genellikle dokumanlari 2 ana kategoride topluyoruz, tum takima ait dokumanlar (proje detaylari, analitik raporlar vs), sadece yoneticilere ozel dokumanlar (finans raporlari, yasal dokumanlar vs.)

Biz quip’i “takim” ozelligi ile kullaniyoruz ve cok ufak bir tutar oduyoruz aylik ama, neredeyse hicibr nedeniniz yok parali versiyonun kullanmak icin.

Kotu Urun Tasarimi: Sadece bir takimda calisabilirsin!

Soyle bir kotu urun tasarimi gormeye basladim; kisisel ve takim hesaplarini ayni serviste kullanirken, birden fazla takima ait olamamak. Kesinlikle yanlis bakis acisi. Eger iyi planlanmadiysa “takim” deme!? The biggest limitation to be able to only have one team linked along with personal accounts. Ozellikle iki servis bir suredir kafayi yedirtti bana;

  • Dropbox
  • Quip

Bu sirketler, calisan, milyonlarca freelancer’i dusunmuyor mu? Bircok freelancer, uzun soluklu projelerde, birden fazla takimda calisiyor. Ben freelancer degilim ama birden fazla sirket, urunum var ve hepsini ayri ayri organize edip servislerini ayri tutmayi seviyorum. Ama hem masa ustunde hem de mobil cihazlarda surekli cikis yapip tekrar giris yapmak yordu… Bu kesinlikle, her ay odedigim paranin karsiligi degil. Lutfen adam gibi yapin planladiginiz ozellige “takim” diyorsaniz…

Yakında gelecek olan mfyz.com güncellemesi

Yakinda mfyz.com hem kozmetik hem de buyuk bir odak noktasi degistirecek.

Kozmetik degisiklik, sadelestirme odakli olacak ve okunabilirlik, tipografi odakli temiz bir tasarima kayacak. Navigasyonu sadelestirmeyi, yazi detaylarinin da sadece yaziya odakli olmasini hedefliyorum. En onemli sey yazacagim yazilarin duzgun, temiz gorunmesi ve rahat okunabilir olmasi olacak.

Daha buyuk degisiklik; artik ana site ingilizce acilmasi olacak. Uzun suredir paralelde yazdigim yazilari ayni zamanda ingilizce yaziyordum. Herkese acik olmasa da, isim geregi duzenli olarak is sureclerini, is hedeflerimizi ve calisma modellerimizi dokumante ediyorum. Hem yazdigim hersey ingilizce olmasi, hem de uzun suredir tukettigim ve urettigim hersey ingilizce temelli oldugu icin bundan sonra agirlikli olarak ingilizce yazacagim.

Sitenin Turkce versiyonunu alt bir alan adi veya klasor altinda sunmaya devam edecegim ve her yazimi Turkce olarak yazmayi da devam ettirecegim.

Bilgisayarsız iPad’de çalışmak

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 4 ay bilgisayarsız sadece iPad ile yaşama ve işlerimi iPad üzerinden yapmaya zorlama üzerine bir deney yaptım. Sonuç beklediğimden çok daha kolaydı. Hayatınızı bir iPad’de çalışarak ne kadar kolay geçireceğiniz, çoğunlukla yaptığınız işin içeriğine göre değişecek ama ben proje yönetimi, kod yazma, iletişim, araştırma yapma gibi konularda değerlendirdim çalışmalarımı.

iPad’lerin sandığınızdan daha güçlü bilgisayarlar

Bazı dijital iş kolları (film yapımı, 3d tasarım ve kodlama, ağır matematiksel ve akademik çalışmalar) dışında sandığınızdan daha çok dijital sektör çalışanı, günümüzdeki en standard bilgisayarda bile işinin büyük çoğunluğunu yapabilir. Alt sınıf netbooklar dışında neredeyse herhangi bir bilgisayar hatta cebimizde taşıdığımız telefonlar, yeterince işlem kapasitesine, grafik yeteneklerine sahip. iPad (pro modelleri) çoktan bu ihtiyaçları karşılamakta ve işlem gücü olarak çok nadir bir masaüstü bilgisayarı aratmakta. Benim deneyimde hiçbir noktada donanımsal bir ihtiyaç olmadı.

iOS işletim sistemi ve ekosistemi doymaya başlıyor

Uygulamara girmeden önce, işletim sistemi için konuşacak olursak, iOS gerçekten masaüstü işletim sistemlerini aratmıyor. iOS işletim sistemini sadece iPhone’lardan bildiğimiz kadar yargılamak adil olmaz. Özellikle yeni gelecek olan iOS11 ile mobil işletim sisteminden çıkıp, dokunmatik deneyimlerle güçlendirilmiş tam bir işletim sistemine dönüşüyor. Ben çalışmamı tamamne iOS 10 ile yaptım ve birkaç gariplik dışında kesinlikle yabancılık çekmedim genel teknoloji tabanlı ihtiyaçlarımı görürken, ki bunun çoğunluğu internette araştırma yapmak ve iletişim sağlamak (email, slack, trello) idi.

Uygulamalar çok yol kat etti, daha da var

Hepimiz gibi, günlük işlerimin çoğunu belli başlı yazılımlar kullanarak yapıyorum. Bunlar içinde en sık ihtiyaçlarım ve hangi uygulamaları kullandıklarım;

  • Email → Spark, Outlook
  • İş için chat → Slack
  • Dökümantasyon ve beraber yazma → Quip, Word
  • İş ve proje yönetimi → Trello

Doğruyu söylemek gerekirse birçok uygulamada stabilite problemleri,

Swift öğrenmek isteyenlere…

Mobil uygulama geliştirmeye meraklıysanız ve iOS uygulama geliştirmeye başlamak için çok güzel bir kaynakla karşılaştım geçenlerde. Örnek kodları da github’dan indirebileceğiniz, hem video hem yazılı okuyabileceğiniz bir kaynak:

Dersler:
https://swifteducation.github.io/teaching_app_development_with_swift/

iTunesU’dan mobil cihazınızdan dersleri takip edebileceğiniz:
https://itunes.apple.com/us/course/app-development-teaching-swift/id1003406963

Örnek projelerı de bulabileceğiniz kaynak kodları:
https://github.com/swifteducation

Bulut’da çalışan mobil simulatörler nerede kaldı?

Bir süredir radikal bir değişiklikle, iPad Pro’yu ana çalışma ortamım olarak kullandım. Günlük işimin bir parçası olarak, geliştirdiğimiz mobil uygulamalarda, hem varolan hem de yeni geliştirilen özellikleri test ettim. Düzenli olarak uygulama kurup, silip, garip çevre koşullarını simule ettim. Bu koşulları, gerçek cihazlarla kurgulamak kolay ancak iş Android’de test etmeye geldiğinde, Android dünyasındaki hem donanım hem de yazılımdaki çeşitlilikden dolayı çok kolay olmuyor. Kendimi kolayca 5-6 cihazı kullanarak test yaptığımda buluyorum.


Bazen buna benzer görüntülere yaklaşıyorum 🙂

Gerçek cihazlarda test etmek yerine, bunu bulut’da yapabileceğim servisleri araştırmaya koyuldum gecen ay. Aradığım şey basit bir sanallaştırma veya gerçek cihaz test çalıştırabilen servislerin yaptığı şeyi uzaktan masaüstü gibi bir modelde yapan bir servis oldu. Şaşırtıcı bir şekilde bunu doğru ve profesyonel yapan bir servis bulamadım. Neden bunu sağlayan bir servis yok merak ediyorum. Sadece test amacı için değil, gerçekten bir kullanıcı olarak telefonuma, başka bir işletim sistemi veya donanıma sahip cihazda çalışan bir uygulamayı kullanıp test edebilmeliyim. Mesela yeni bir Androıd uygulamasını iPhone’a stream edip deneyebilmeliyim.

Şu servisleri denedim ve bu servisler hakkındaki birkaç notum;

  • AWS Device Farm – tarayıcı deneyimleri kesinlikle zayıf, çok duraksama oluyor ekran’la oynadığımda. Bir de bir cihazı hazırlayıp açması 4-5 dakika sürüyor (neden?). Zaten cihaz açmaya çalıştığımda, yarısı başarısız olup açılamıyor…
  • appetize.io – şu ana kadarki denediğim servisler içinde en iyisi, tarayıcı deneyimleri gayet başarılı, hatta mobil tarayıcılarda da çoğunlukla güzel çalışıyor ama destekledikleri cihaz sayısı çok sınırlı ve gerçek cihaz seçenekleri sadece tek tür donanım destekliyorç
  • Genymotion cloud – kapalı beta programda oldukları için deneyemedim ama masaüstü sanallaştırmaları gayet başarılı.
  • Bir diğer seçenek de, sıfırdan özel kurulum yapıp VPN veya RDP sunucuları kurmak olabilir mobil cihazlara ama jailbreak veya root etmek gerekir iOS veya Android işletim sistemini ki ideal bir senaryo değil

Umarım yakın gelecekte daha güçlü servisler bu işi çok daha kullanışlı hale getirirler bugün filimleri ve dizileri yayın akışı şeklinde izleyebildiğimiz gibi…

Çözünürlüğe göre tasarlamayın


Geçtiğimiz hafta, iOS geliştiricilerimizden biri, varolan iPhone uygulamamızı iPad’e sadece birkaç ayarla oynadıktna sonra derleyerek çalışır hale getirdi, sonuç tabi ki götü başı dağılmış bir uygulama, ama fonksiyonel. Tabi ki iPhone ve iPad arasında deneyim tasarımı farklılıkları var fakat teknik olarak çok küçük problemler var. Uygulamanın uyumsuzluğunun 95%’i sadece görsel problemler ve bu problemler tasarımın özellikle iPhone ekran çözünürlüğüne göre yapılmış olmasında.

Mobil uygulamalar çok iyi örnekler değiller bu yazı için çünkü uygulamanın çalışacağı cihazlar belirli ve çözünürlükleri belirli, yazılan uygulamalar da çalışacakları cihazlara oldukça bağlılar.

Web’de ise durum biraz daha farklı, cihazları veya ekran çözünürlüklerini kontrol edemezsiniz, ayrıca web uyuglamalardan daha universal bir içerik türü, çok farklı cihazlar tarafından okunabilen çok daha geniş bir kitleye hitap edebildiginiz bir içerik dağıtım türü. Bu yazıda size bu farklılıkların bazı çıkış noktaları anlatacağım ve farklı bir arayüz geliştirme yaklaşımdan bahsedeceğim.

Az önce mobil uygulamalar bu problemin açık şekilde görüleceği ortamlar olmayabilir demiştim fakat Android işletim sistemi üsütnde çalışan uygulamalar bu yazıya daha yakın örnekler olabilirler çünkü piyasadaki farklı ekran çözünürlüğüne sahip cihaz sayısı oldukça yüksek, dolayısıyla web örneğine daha yakınlar.

Farklı çözünürlüklere sahip kullanıcı kitlesine üretilen klasik bir tasarım senaryosunda, kullanıcı analitikleri analizi yapılıp en çok kullanılan ekran çözünürlüğü belirlenir. Vazgeçilebilecek ekran çüzünürlüklerinden kurtulduktan sonra kabul edilebilecek minimum ve maksimum ekran çözünürlüğü tanımlandıktan sonra buna göre bir tasarım çalışması yapmak genel yaklaşımdır. Kullanıcı deneyimi tasarlandıktan sonra arayüz tasarımı yapılır ve arayüz tasarımı bittikten sonra tasarlanan asset’ler (resimler, ikonlar, butonlar, arka plan grafikleri vs) çoğu zaman arayüz geliştiricisinin ekran çözünürlüğünde test edilir ve az sonra belirteceğim deneyler yapılmaz.

Okumaya devam et “Çözünürlüğe göre tasarlamayın”