Günlük Arşivi
Günlük girdilerini RSS ile takip edin."Yil 20XX olmus hala IE ile ugrasiyoruz" diyecegiz herhalde yillar sonra da. Bu surecte ie'ye tekmeyle de olsa html5'i en azindan etiketleri tanimasi icin en basit cozum olarak 2 sey yapmaniz gerekiyor.
Birincisi IE'nin dom agacinda html5 etiketlerine ait hicbir initialization yok. Bunu tetiklemek icin kullandiginiz her html5 etiketi icin en az 1 tane element uretmeniz yetiyor. Sonrasinda IE dokumandaki tum elementleri dom agacinizda tanimaya basliyor. Bunun icin:
Tamam etiketler taninir hale geldi ama daha buyuk problem ise IE gorsel olarak bu etiketlerle ne yapacagini bilemedigi icin default stillerini uyguluyor. Anlam veremeyeceginiz marginler, degisik element turleri olarak butun etiketler birbirine girmis oluyor arayuzde. CSS ile tum html5 etiketlerini blok element ayarlayip basitce resetlemek icin:
yapabilirsiniz. Bu sayede IEnin eski surumleri 6,7,8 (emin degilim belki 9 da) html5i bir parca olsun tanir ve insan gibi gosterir hale gelebiliyor. Ama unutmayin daha bircok sorunu duzeltmeye calismak ugrasmak zorunda kalabilirsiniz.
Birincisi IE'nin dom agacinda html5 etiketlerine ait hicbir initialization yok. Bunu tetiklemek icin kullandiginiz her html5 etiketi icin en az 1 tane element uretmeniz yetiyor. Sonrasinda IE dokumandaki tum elementleri dom agacinizda tanimaya basliyor. Bunun icin:
<script type="text/javascript">
elements = "article footer header nav sidebar section".split(' ');
for (i in elements) { document.createElement(elements[i]); }
</script>
Tamam etiketler taninir hale geldi ama daha buyuk problem ise IE gorsel olarak bu etiketlerle ne yapacagini bilemedigi icin default stillerini uyguluyor. Anlam veremeyeceginiz marginler, degisik element turleri olarak butun etiketler birbirine girmis oluyor arayuzde. CSS ile tum html5 etiketlerini blok element ayarlayip basitce resetlemek icin:
section, header, nav, footer, article {
display: block;
padding: 0;
margin: 0;
}
yapabilirsiniz. Bu sayede IEnin eski surumleri 6,7,8 (emin degilim belki 9 da) html5i bir parca olsun tanir ve insan gibi gosterir hale gelebiliyor. Ama unutmayin daha bircok sorunu duzeltmeye calismak ugrasmak zorunda kalabilirsiniz.

Less dosyalarıyla çalışıyorsanız ve eğer arayüz geliştiriyorsanız yazdığınız kodu tarayıcıda anlık olarak görmek isteyeceksiniz. Less dosyalarını kaydettiğiniz gibi derleyen aşağıdaki araçlarla hangi platformda çalışıyor olursanız olun otomatik olarak derletebilirsiniz.
Less derleyicilerini toparladığım ufak bir yazı hazırladım: http://mfyz.com/dokuman/127/less-dosyalarinizi-anlik-csse-cevirin
Şu an kullandığımız bilgisayarların ilk prototiplerinden beri insanoğluyla etkileşimini sağlayan araçlar, kontrolleri oldu ilk kontrol tabi ki klavye, numpad gibi düğmeli cihazlardı. 90’larda Apple’ın bilgisayar faresini üretmesiyle daha hassas etkileşimi sağlar olduk. Hâlâ da klavye ve fare, en güçlü iki kontrol olarak hayatımızda. Bir yandan her gün taşıdığımız ve bilgisayar kadar etkileşimde olduğumuz mobil cihazların minimal olma zorunluluğu nedeniyle çok farklı kontrol denemelerine şahit olduk cep telefonlarında. Tekerlekler, navigasyon topları, dokunmatik butonlar ve nihayetinde dokunabilir ekranlar…

Elektronik cihazlarlar ile etkileşimi sağlayan kontrollerin gelişimini destekleyen en büyük şey bence oyun endüstrisi oldu. Hâlâ da oyun endüstrisi bu alana ciddi katkılar yapıyor. Aynen uzay araştırmaları veya savaşların araba, uçak üretimine katkısı gibi. Oyun endüstrisinin katkısının bu kadar büyük olmasının nedeni ise oyunların her geçen gün daha gercekçi bir deneyim sunmaya calışmaları. Bunu zaten yazılımsal olarak uç noktalara götürmeyi başardı oyun sektörü. Şu an gerçeklikten ayırmakta zorlanacağınız kalitede oyun grafikleri görebiliyoruz hemen hemen her oyunda. Bu gerçekliğe yakınlaşma arzusu tabi ki insan vücudunun yaptığı fiziksel hareketleri dijital ortamda tanımlayabilme üzerine geliştirilen teknolojik cihazların üretimini tetikledi. Bunlar, eğer bir kontrol varsa fiziksel dünyaya tepki veriyor, hareket yönünü, şiddetini, doğrultusunu, ivmesini gibi her detayı büyük bir hassasiyetle yakalar hale getirdi şu anki oyun kontrollerini.
Bu gelişimin iş dünyasına yansıması bence çok olumlu. Çünkü bu uyarlamayı uzun süre oyun konsolları - bilgisayar ayrımı şeklinde gördük ve bu uyarlamayı yakalayamadı iş dünyasına hizmet veren teknoloji şirketleri. Mobil cihazlar ise kullanım amaçlarından dolayı ne oyun endüstrisiyle ne de gerçek dünyayı kopyalama eğiliminde idi.
Apple iPhone’u çıkardığında bu uyarlamaların bazılarını yaptı. Telefon olarak kullanılmaya başlanan bu elektronik cihaz, aslında gerçek dünyaya tepki veren en küçük cihazlardan biriydi ilk çıktığında. Apple’ın yaptığı bu uyarlama sadece farkedildi, uzun süre bu farklılığın avantajını yakalayamadı girişimciler. Bunun üstüne çok çalışma yapıldığını da zannetmiyorum ilk iPhone dünyada yayıldığı dönemde. Asıl ivmeyi iPad ile gördüğümü söyleyebilirim. Çünkü büyük bir ekran üstündeki dokunmatik etkileşim çok farklı bir deneyimdi tüm teknoloji tüketicileri için. Bunu ilk uyarlayan tabi ki uygulama geliştiren şirketler oldu, daha çok oyun şirketleri bunu yaptı ama zaten aynı cihaz üstünde olduğu için bir çok uygulamada da oyunlara benzer el hareketleri ile uygulamayı yönetme alışkanlıkları oturdu tüketicilerde. Sürüklemek, iki parmak ile büyütmek, birden fazla parmak kullanarak etkileşime girmek vs…
Şimdi ise web tarayıcıları üstünde bir çok site arayüzünü sadece görüntü olarak tablet cihazlarda uygun görünecek hale getirmiyor, aynı zamanda etikleşimlerini de bu cihazlara ve dokunabilirlik özelliklerine göre değiştiriyorlar.
Bir örnek vermek gerekirse, bir alış-veriş sitesi ürünleri listelerken sepete atmak için veya sepetteki ürünleri çıkartmak için ekle/sil gibi butonlar kullanıyor sitesinde. Tablet uyumlu sitesi ise aynı işi, ürünü kullanıcının parmaklarını kullanarak ürünü sürükleyerek sepet resmi olan bir kutuya bırakmasını isteyerek sunuyor bu özelliğini. Benzer şekile ürünü sepetten çıkarmak için de kullanıcının ürünü çöp kutusuna atmasını isteyerek yapıyor. Eskiden bu kadar radikal alışkanlıkları kullanıcıya sunmak intihar olarak sayılırdı, şimdi ise kullanıcı bu alışkanlıklara zaten sahip, bu alışkanlığa sahip olmasa bile çok kolay kabul edebiliyor çünkü uygulamanın kullanıcıdan istediği şey, kullanıcının normal hayatta yaptığı şeyler ve daha doğal. Çünkü gerçek dünyayı kopyalıyor. Aynen masanızın üstünde, ürün fotograflarını çöpe atmak veya bir kutuya toplayıp biriktirmek gibi düşünün bu uyarlamayı.
Daha basit bir örnek ise, bir resim galerisinde ileri/geri butonlarına basarak bir önceki veya bir sonraki resmi görüntüleyen bir site, artık resmin üstünde parmakları kaydırma hareketini algılayıp buna göre tepki veren siteler olarak yeniden tasarlanıyorlar.
Evet çok fazla örnek yok bunu kolaylıkla farkedebileceğiniz ancak şu an web sitelerindeki kullanıcı deneyimi trendi bu yöne doğru gidiyor.
Son kullanıcıya yakın örnekler bu gelişimi hissetmek için doğru örnekler olmayabilir. Fakat çevremde çok fazla kurumsal dünyada bu uygulamaları geliştiren veya bu tarz uygulamaları geliştirmek için büyük bütçelerle projelendirmeye calışan büyük kurumsal markalar var.
Biraz daha ilerisine bakmaya calışırsak, şu an Microsoft’un oyun konsolu Xbox’un hiç bir kontrol olmadan oyundaki kontrolleri yapmanızı sağlaması bence vizyonel bir örnek. Xbox’un Kinect konsolunda oyunda eğer bir boksörü canlandırıyor ve bir dövüş içinde iseniz, karakterinizi gerçekten yumruk atarak, televizyonun karşısında fiziksel olarak eğilerek veya sağa sola kayarak kontrol ediyorsunuz. Ufak bir kamera aracılığı ile hareketleriniz 3 boyutlu dünyada yansılanıyor ve bunu oldukça başarılı bir şekilde yapıyor.
Kontrolsüz olmak zorunda değil, dokunmatik ekranlar da kontrolsüz bir ortam olarak görülebilir. Yani artık gördüğümüz şeylere dokunarak veya dokunmadan işaret ederek yönetiyoruz dijital dünyayı. Yani artık teknolojik aletleri bir aracı kontrol ile yönlendirmekten çok onların bizi anlamasını sağlıyoruz etkileşime girebilmek için.
Oldukça heyecan verici şeyler göreceğiz önümüzdeki yıllarda.

Elektronik cihazlarlar ile etkileşimi sağlayan kontrollerin gelişimini destekleyen en büyük şey bence oyun endüstrisi oldu. Hâlâ da oyun endüstrisi bu alana ciddi katkılar yapıyor. Aynen uzay araştırmaları veya savaşların araba, uçak üretimine katkısı gibi. Oyun endüstrisinin katkısının bu kadar büyük olmasının nedeni ise oyunların her geçen gün daha gercekçi bir deneyim sunmaya calışmaları. Bunu zaten yazılımsal olarak uç noktalara götürmeyi başardı oyun sektörü. Şu an gerçeklikten ayırmakta zorlanacağınız kalitede oyun grafikleri görebiliyoruz hemen hemen her oyunda. Bu gerçekliğe yakınlaşma arzusu tabi ki insan vücudunun yaptığı fiziksel hareketleri dijital ortamda tanımlayabilme üzerine geliştirilen teknolojik cihazların üretimini tetikledi. Bunlar, eğer bir kontrol varsa fiziksel dünyaya tepki veriyor, hareket yönünü, şiddetini, doğrultusunu, ivmesini gibi her detayı büyük bir hassasiyetle yakalar hale getirdi şu anki oyun kontrollerini.
Bu gelişimin iş dünyasına yansıması bence çok olumlu. Çünkü bu uyarlamayı uzun süre oyun konsolları - bilgisayar ayrımı şeklinde gördük ve bu uyarlamayı yakalayamadı iş dünyasına hizmet veren teknoloji şirketleri. Mobil cihazlar ise kullanım amaçlarından dolayı ne oyun endüstrisiyle ne de gerçek dünyayı kopyalama eğiliminde idi.
Apple iPhone’u çıkardığında bu uyarlamaların bazılarını yaptı. Telefon olarak kullanılmaya başlanan bu elektronik cihaz, aslında gerçek dünyaya tepki veren en küçük cihazlardan biriydi ilk çıktığında. Apple’ın yaptığı bu uyarlama sadece farkedildi, uzun süre bu farklılığın avantajını yakalayamadı girişimciler. Bunun üstüne çok çalışma yapıldığını da zannetmiyorum ilk iPhone dünyada yayıldığı dönemde. Asıl ivmeyi iPad ile gördüğümü söyleyebilirim. Çünkü büyük bir ekran üstündeki dokunmatik etkileşim çok farklı bir deneyimdi tüm teknoloji tüketicileri için. Bunu ilk uyarlayan tabi ki uygulama geliştiren şirketler oldu, daha çok oyun şirketleri bunu yaptı ama zaten aynı cihaz üstünde olduğu için bir çok uygulamada da oyunlara benzer el hareketleri ile uygulamayı yönetme alışkanlıkları oturdu tüketicilerde. Sürüklemek, iki parmak ile büyütmek, birden fazla parmak kullanarak etkileşime girmek vs…
Şimdi ise web tarayıcıları üstünde bir çok site arayüzünü sadece görüntü olarak tablet cihazlarda uygun görünecek hale getirmiyor, aynı zamanda etikleşimlerini de bu cihazlara ve dokunabilirlik özelliklerine göre değiştiriyorlar.
Bir örnek vermek gerekirse, bir alış-veriş sitesi ürünleri listelerken sepete atmak için veya sepetteki ürünleri çıkartmak için ekle/sil gibi butonlar kullanıyor sitesinde. Tablet uyumlu sitesi ise aynı işi, ürünü kullanıcının parmaklarını kullanarak ürünü sürükleyerek sepet resmi olan bir kutuya bırakmasını isteyerek sunuyor bu özelliğini. Benzer şekile ürünü sepetten çıkarmak için de kullanıcının ürünü çöp kutusuna atmasını isteyerek yapıyor. Eskiden bu kadar radikal alışkanlıkları kullanıcıya sunmak intihar olarak sayılırdı, şimdi ise kullanıcı bu alışkanlıklara zaten sahip, bu alışkanlığa sahip olmasa bile çok kolay kabul edebiliyor çünkü uygulamanın kullanıcıdan istediği şey, kullanıcının normal hayatta yaptığı şeyler ve daha doğal. Çünkü gerçek dünyayı kopyalıyor. Aynen masanızın üstünde, ürün fotograflarını çöpe atmak veya bir kutuya toplayıp biriktirmek gibi düşünün bu uyarlamayı.
Daha basit bir örnek ise, bir resim galerisinde ileri/geri butonlarına basarak bir önceki veya bir sonraki resmi görüntüleyen bir site, artık resmin üstünde parmakları kaydırma hareketini algılayıp buna göre tepki veren siteler olarak yeniden tasarlanıyorlar.
Evet çok fazla örnek yok bunu kolaylıkla farkedebileceğiniz ancak şu an web sitelerindeki kullanıcı deneyimi trendi bu yöne doğru gidiyor.
Son kullanıcıya yakın örnekler bu gelişimi hissetmek için doğru örnekler olmayabilir. Fakat çevremde çok fazla kurumsal dünyada bu uygulamaları geliştiren veya bu tarz uygulamaları geliştirmek için büyük bütçelerle projelendirmeye calışan büyük kurumsal markalar var.
Biraz daha ilerisine bakmaya calışırsak, şu an Microsoft’un oyun konsolu Xbox’un hiç bir kontrol olmadan oyundaki kontrolleri yapmanızı sağlaması bence vizyonel bir örnek. Xbox’un Kinect konsolunda oyunda eğer bir boksörü canlandırıyor ve bir dövüş içinde iseniz, karakterinizi gerçekten yumruk atarak, televizyonun karşısında fiziksel olarak eğilerek veya sağa sola kayarak kontrol ediyorsunuz. Ufak bir kamera aracılığı ile hareketleriniz 3 boyutlu dünyada yansılanıyor ve bunu oldukça başarılı bir şekilde yapıyor.
Kontrolsüz olmak zorunda değil, dokunmatik ekranlar da kontrolsüz bir ortam olarak görülebilir. Yani artık gördüğümüz şeylere dokunarak veya dokunmadan işaret ederek yönetiyoruz dijital dünyayı. Yani artık teknolojik aletleri bir aracı kontrol ile yönlendirmekten çok onların bizi anlamasını sağlıyoruz etkileşime girebilmek için.
Oldukça heyecan verici şeyler göreceğiz önümüzdeki yıllarda.
01 Oca
Pharma hack nedir?
Pharma hack bır çeşit SEO saldırısıdır. Sitenizi html çıktısını kullanıcıya göre manipüle etmek üzerine kuruludur.
Pharma hack adını genellikle internette cinsel sağlık ürünleri veya besin takviyesi satan şirketlerin bu hack ile trafik kazanmaya çalışmasından almıştır.

Bu hack sadece sitenizin arama motoru trafiğini kesmez. Tabi siz analitics yazılımlarda bir trafik kaybı görmezsiniz. Sadece bounce rate'iniz her gün yükselir ve dış trafiğiniz artar. Bu da pagerank'ınızı kaybetmeninizi sağlayabilir.
Daha da tehlikelisi BTK ve MEB sitenizi google indekslerindeki yanlış ve cinsel içerikli keywordlerinizden dolayı filtreler, masum siteniz/blogunuz da en kötü ihtimalle tüm okullardan ve internet cafelerden engellenmiş olur.
Devamını Oku →
Pharma hack adını genellikle internette cinsel sağlık ürünleri veya besin takviyesi satan şirketlerin bu hack ile trafik kazanmaya çalışmasından almıştır.

Bu hack sadece sitenizin arama motoru trafiğini kesmez. Tabi siz analitics yazılımlarda bir trafik kaybı görmezsiniz. Sadece bounce rate'iniz her gün yükselir ve dış trafiğiniz artar. Bu da pagerank'ınızı kaybetmeninizi sağlayabilir.
Daha da tehlikelisi BTK ve MEB sitenizi google indekslerindeki yanlış ve cinsel içerikli keywordlerinizden dolayı filtreler, masum siteniz/blogunuz da en kötü ihtimalle tüm okullardan ve internet cafelerden engellenmiş olur.
Devamını Oku →
Google plus buyuk bir sisirme ile release oldu herkes hesap aldi hicbir hareket olmadi, tam da bir google social network faili dememize ramak kalmisti ki hizli bir sekilde oyunlar sonra da marka sayfalarini acti, dolayisiyla oyun sirketleri oyunlarini google plus'a tasimaya, sirketler de markalari icin sayfalar uretmeye basladi.
Acikcasi birkac kere bilindik techcrunch, mashable ve birkac apple fan sitesinin accounlarini takip etme girisimim oldu ama hicbir zaman twitter veya facebook feedim gibi takip eder olmadim google plusu, hatta notificationlari cok dogru yerlestirmis olsalar dahi hic ilgimi cekmedi kosedeki 3-5 rakami google plus barindaki.
Sonuc olarak googel plus icin tek cikis yolu senaryom var ve bundan cok buyuk oranda eminim ki google bu konuda sadece dogru zamani bekliyor herkese sunmak icin. Bu yol da tabi ki gelistiricilere bir uygulama altyapisi sunmak, bakin facebook her gun oyuncak gibi apisini, app policy'lerini degistirip duruyorlar, kimse de gikini cikaramiyor buna ragmen her sitede like, comment butonlari, connect ile 1-click signup'lar goruyoruz. Nedeni ise uygulamalar icin bas agrisiz bir kullanici deneyimi sunmalarini saglayacak cok guzel bir arac sunuyorlar.
Google plus boyle bir altyapiyi sunsa facebook'dan cok cok cok daha guclu olacagina inaniyorum, cunku evet facebook veri sunuyor fakat veriyi sunma, gosterme vs konusunda bir arac degil, sadece veri kaynagi, su an populer cunku elindeki veri cok guvenilir yuksek oranda dogru ve tekil (fake accountlarin orani o kadar cok da degil)
Google'in harita, docs, takvim hatta gmail'e bile izinli erisim saglamasi akilalmaz uygulamalar gelisebilecegini gosteriyor bana. Ha insanlar bir parca yapiyor bunu zaten. Tabi senaryo bu kadar kolay ve parlak degil. Google nasil yapacagini bir sekilde cozmeli ve elindeki kisisel veriyi dogaltmanin yolunu bulmali. Kimse google'daki profillerini doldurmaya yeltenmiyor, dogru bilgi sunmaya calismiyor.
Eger google bu altyapi ile dogru bilgileri sunabilir hale gelirse facebook'a zor zamanlar yasatabilir tabi facebook'un sadece izleyici oldugunu varsayiyorum bu senaryoda
Ne kadar cenemizi yorsak da popcorn'umuzu hazirlayip izlemek disinda yapabilecegimiz birsey yok.